Versiyon 1 – Hopa için ana şarkı (5:26)
Versiyon 2 – Daha yoğun nakaratlı alternatif düzenleme (5:19)
Kıta:
Sabahın ilk ışığı sisli yamaçlara düşerken,
otobüs kıyı yolu boyunca sessizce ilerlerken.
Camdan akan yağmur çizgileri birer iz gibi,
Hopa bir köşede bekler, gizli bir deniz gibi.
Nakarat:
Hopa, Hopa – Karadeniz’in sınır şarkısı,
yağmur, dalga, sis içinde saklı bir bakış açısı.
Sarp kapısı arkanda, liman ışıkları önümde,
Hopa kalbime yazılır geceyle gündüzün bölümünde.
Hopa, Hopa – ne zaman adını ansam,
içimde kıpırdar uzaklara uzanan bir ham.
Bu yolun fon müziği oldu her an, her ton,
sözlerde çınlar: “Türkiye regional nokta com”.
İpucu: Hopa’ya yaklaşırken, otobüs dağa yapışan virajlardan kıyıya indiği an bu şarkıyı aç – şehrin ilk görüntüsüyle melodi çok iyi örtüşüyor.
Hopa’nın karakteri
Karadeniz kıyısı Dik yamaçlar Sınır kenti Transit yoğunluğu
Hopa, yeşil dağların denize doğru indiği dar bir şeritte, liman vinçleri, dalga sesi ve Sarp’a uzanan yolun telaşıyla yaşayan; küçük ama şaşırtıcı derecede hareketli bir sınır ilçesi.
Karadeniz kıyı yolunda doğuya doğru ilerlediğinde, sınırdan önceki son duraklardan biri Hopa’dır. İlçe merkezi, yüksek ve sık ormanlı yamaçların neredeyse denize kadar indiği dar bir alana sıkışmış durumda. Bu coğrafya Hopa’ya hem dramatik bir görünüm hem de kendine özgü bir yoğunluk kazandırır: liman, sahil parkları, iş yerleri, otogar ve Sarp yolu birbirine çok yakındır.
Hopa yüzyıllar boyunca Anadolu ile Kafkasya arasındaki ticaret yollarının üzerinde bir geçiş noktasıydı. Eskiden kervanlar ve küçük tekneler, bugün ise TIR’lar, otobüsler ve büyük gemiler aynı hat üzerinde ilerliyor. Cumhuriyet döneminde idari düzenlemelerle Artvin’e bağlanan ilçe, Sarp sınır kapısının açılması ve geliştirilmesiyle birlikte daha da önemli bir transit merkezi haline geldi.
Günümüzde şehirde Türkçe’nin yanı sıra Lazca ve zaman zaman Gürcüce de duyarsın. Çarşıda yan yana duran bakkallar, döviz büroları, çay ocakları, lojistik ofisleri ve küçük oteller; Hopa’nın hem geçici yolculara hem de uzun yıllardır burada yaşayanlara hizmet eden iki yönlü yüzünü yansıtır.
İklim tipik Karadeniz: yılın büyük bölümünde nemli, sık sık yağışlı ve yamaçlara takılıp kalan bulutlarla birlikte. Açık havaya denk geldiğinde deniz derin bir maviye döner, şehir neredeyse Akdeniz kasabası kadar parlak görünür. Bulutlu günlerde ise gri tonlar, dalga sesi ve parlak asfalt, Hopa’ya sinematik bir atmosfer katar.
Ekonomi büyük ölçüde liman, sınır ticareti, lojistik ve ulaşım üzerine kuruludur. Buna çarşı esnafı, küçük oteller, lokantalar ve çay bahçeleri eklenir. Yakın köylerde tarım, çay üretimi ve hayvancılık da önemlidir; pek çok aile hem şehirde hem köyde bir ayağı olacak şekilde iki merkezli bir hayat sürer.
Kültürel olarak Hopa, Laz kültürünün izlerini taşıyan; horon, tulum sesi ve sıcak misafirperverlik ile karakter kazanan bir yerdir. Karadeniz’in sert doğası ve sınırın getirdiği hareketlilik, şehir insanının esprili, pratik ve dayanıklı yapısına da yansımıştır.
Gezginler için Hopa, deniz kenarında birkaç saat geçirip yola devam edilecek bir noktanın ötesinde, hem Karadeniz’in kendine has havasını hem de sınır bölgesinin ritmini hissetmek için ideal bir üssüdür. Kısa bir yürüyüşle limana, sahile ve çarşıya ulaşabilir, ardından dolmuşla köylere veya minibüsle Sarp’a geçerek günü farklı tonlarda tamamlayabilirsin.
Hopa’da kültür, deniz kenarındaki liman hayatı ile dağ köylerinin geleneklerini bir araya getirir. Çarşıdaki kafelerde sabah erkenden çayını yudumlayan esnaflar, sahilde yürüyüş yapan gençler, köylerden alışverişe inen aileler ve sınırdan geçen yolcular aynı mekânı paylaşır.
Laz müziği ve horon, düğünlerin ve festivallerin vazgeçilmezidir. Tulum sesi duyduğun bir akşamda, sahil parkında aniden halkaların oluşup insanların el ele ritme kapıldığını görmek hiç şaşırtıcı değildir. Öte yandan yeni nesil, hem geleneksel ezgileri hem de modern Karadeniz rock ve pop şarkılarını birlikte dinler.
Yaz aylarında düzenlenen Hopa Kültür, Sanat ve Deniz Festivali kenti bir süreliğine açık hava sahnesine çevirir. Konserler, atölyeler, çocuk etkinlikleri ve denizle ilgili sporlar şehir atmosferini ciddi anlamda hareketlendirir. Bu dönem, Hopa’nın kültürel yüzünü en canlı haliyle görmek için oldukça uygun.
Hopa’da yapabileceğin en keyifli aktivitelerden biri, sahil boyunca uzanan yürüyüş yollarında dolaşmak. Dalga sesini dinlerken çayını yudumlayabilir, limandaki hareketi izleyebilir ve şehrin ritmine yavaş yavaş uyum sağlayabilirsin.
Bir diğer seçenek, ilçe merkezinden kısa yolculuklarla yamaçtaki köylere çıkmak. Aynı gün içinde hem deniz kenarında hem de sislerin arasında kalan yeşil köylerde zaman geçirmek mümkün. Küçük kahvelerde oturup köy hayatını izlemek, Hopa deneyimini daha derin hale getirir.
Birçok gezgin, Hopa’yı Batumi ve Artvin yaylaları ile birleştirir. Sabah sınırdan geçip Batumi’de vakit geçirip akşam Hopa’ya dönmek ya da tersi yönde bir rota yapmak, ilçe merkezini pratik bir üs haline getirir.
1 günlük Hopa rotası: Sabah sahil parkında yürüyüş, limanda kısa bir tur ve balıkçı teknelerini izleyerek güne başla. Öğle yemeğinde taze balık ya da ev yemekleri tadıp, öğleden sonra Yukarı Kuledibi tarafındaki bir yüksek noktaya çıkarak şehir ve deniz manzarasını izle. Akşam tekrar sahil boyunca dolaşıp çay bahçelerinde günün yorgunluğunu bırak.
2 günlük kombinasyon: İlk gün Hopa’yı yavaş yavaş hisset, ikinci gün ise ya Batumi’ye geçip akşam geri dön ya da Artvin tarafına doğru dağ yoluna çık. Böylece bir tarafta sınır kentinin koşturmacasını, diğer tarafta yayla yolculuğunun sakinliğini aynı gezi içinde yaşayabilirsin.
Transit gezginler için: Uzun bir Karadeniz turunda Hopa’yı sadece benzin molası yapmak yerine, en az bir gece konaklama noktası olarak düşün. Gece ışıkları, sahil yürüyüşü ve sabah erken saatlerin sakinliği, yolculuğa bambaşka bir hava katıyor.
Hopa ve çevresinde dik yamaçlar, yoğun yağış ve hassas toprak yapısı bir araya geliyor. Bu nedenle küçük bir müdahale bile bazen büyük heyelanlara ya da sel sorunlarına yol açabiliyor. Patikalarda kalmaya, dere yataklarına çöp atmadan yürümeye ve doğaya saygılı davranmaya özen göster.
Konaklama ve yeme-içme tercihlerinde aile işletmelerini ve yerel üreticileri seçmek, bölge ekonomisini dengeli şekilde desteklemenin en iyi yollarından biri. Çayını, balını, ev yapımı reçelini ya da turşusunu direkt üreticiden aldığında hem daha taze ürünle tanışırsın hem de emeğin arkadaki hikâyesini öğrenirsin.
Sınır bölgesinde fotoğraf çekerken resmi noktalara, kontrol alanlarına ve güvenlik görevlilerine saygı göstermek önemli. İnsanları izinsiz çekmemek ve kısıtlı alanlara girmemek, hem senin seyahatini hem de bölgedeki günlük hayatı rahatlatır.
Hopa; gerçek Karadeniz havasını, liman ve sınır trafiğinin enerjisini merak eden gezginler için biçilmiş kaftan. Kartpostallık plaj yerine dalga sesi, kamyon korna sesleri ve lokantalardan yükselen kokularla dolu bir sahne hayal ediyorsan, burayı seversin.
Aileler için sahil parkları, çocuk oyun alanları ve geniş yürüyüş yolları avantaj sağlar. Ancak sahil ana yola yakın olduğu için çocuklarla gezerken dikkatli olmakta fayda var. Sırt çantalı gezginler, yol üstü seyahat edenler ve otobüsle gezenler ise Hopa’yı hem pratik bir mola hem de keşfedilecek özel bir durak olarak kullanabilir.
Uzun süre denize girmek yerine, farklı ve yoğun bir şehir atmosferi solumak isteyenler; aynı gün içinde hem sınır kapısını görmek hem de köy yollarında dolaşmak isteyenler için Hopa çok uygun bir başlangıç noktası.
Hopa’da sofranın yıldızı, her Karadeniz kasabasında olduğu gibi balık ve taze ürünler. Sezonunda hamsi, palamut ve diğer balık çeşitleri kızartma, ızgara veya güveçte sofraya geliyor. Liman çevresindeki lokantalarda günün balığını sorarak başlamak iyi bir fikir.
Bunun yanında mısır unu, tereyağı ve peynirle hazırlanan kuymak / mıhlama, kuru fasulye, fırın yemekleri, etli sebze yemekleri ve fırından yeni çıkmış ekmekler günlük menünün vazgeçilmezleri arasında. Küçük fırınlardan yükselen taze simit, börek ve poğaça kokusu sabah saatlerinde sokaklara yayılıyor.
Hopa ve çevresinde mutlaka tadılması gereken ürünlerden biri de bölge çayı. Çay bahçelerinde servis edilen demli çayın arkasında, yamaçlardaki tarlalarda çalışan yüzlerce insanın emeği var. Yeşil zeytin, salamura ürünler, köy tereyağı ve ev yapımı reçeller de sofralara farklı tatlar katıyor.
Hopa’nın en çarpıcı tarafı, deniz ile dağların birbirine bu kadar yaklaştığı bir coğrafyada yer alması. Sahilden birkaç dakika uzaklaştığında bile kendini sık ormanlı yamaçlarda, dere kenarlarında veya köy yollarında bulmak mümkün.
Kısa yürüyüşlerle, şehir merkezinden çok uzaklaşmadan bile hem deniz manzarası hem de yeşil tepelerle çevrili doğal noktalar keşfedebilirsin. Daha uzun turlarda ise Cankurtaran geçidine doğru ilerleyerek Karadeniz’in ve Artvin dağlarının buluştuğu panoramik noktaları deneyimleme şansın var.
Köy yollarında yürürken bir anda ceviz, incir ya da mısır tarlalarının arasında kalabilir; uzaklardan gelen tulum sesini, horon ritimlerini duyarak doğayı ve kültürü aynı anda hissedebilirsin.
Hopa’da yaz aylarının en hareketli dönemi, Hopa Kültür, Sanat ve Deniz Festivali ile başlar. Bu süreçte konserler, sergiler, tiyatro gösterileri, çocuk etkinlikleri ve spor aktiviteleri sahil şeridine taşar. Liman çevresi ve sahil parkı, birkaç günlüğüne büyük bir buluşma noktasına dönüşür.
Yıl boyunca mahallelerde ve köylerde düzenlenen yerel şenlikler, okul etkinlikleri ve spor turnuvaları da sosyal hayatı canlı tutar. Hopa’da kaldığın dönemde panolara, sosyal medya duyurularına ve belediye afişlerine göz atmak, sürpriz bir konsere ya da renkli bir köy şenliğine denk gelmeni sağlayabilir.
Gelecekte sabit takvimi olan festivaller ve şenlikler netleştikçe, turkeyregional.com üzerinde Hopa için ayrı festival bölümleriyle bu etkinlikleri detaylı şekilde işleyeceğiz.
Hopa’nın tarihine baktığında, karşına her zaman “geçiş” ve “hareket” kavramları çıkar. Yüzyıllar boyunca bölge; Anadolu, Kafkasya ve Karadeniz arasında gidip gelen ticaret yollarının, askerî güzergâhların ve göç hareketlerinin kesişiminde yer aldı.
Erken dönem: Küçük limanlar, balıkçı barınakları ve kıyı yerleşimleri, hem yerel halkın hem de uzak diyarlardan gelen tüccarların buluşma noktasıydı. Dağ köyleri ise tarım ve hayvancılıkla kenti besleyen arka planı oluşturuyordu.
Osmanlı ve Cumhuriyet yılları: Osmanlı döneminde bölge, Karadeniz ticareti açısından önem taşıyan sahil kuşağının bir parçasıydı. Savaşlar, antlaşmalar ve sınır düzenlemeleri, Hopa’nın da kaderini etkiledi. Cumhuriyet döneminde ilçe önce Rize’ye bağlıydı; 1936 yılında Artvin vilayetinin kurulmasıyla birlikte bu yeni idari yapının bir parçası haline geldi.
Liman ve sınır kapısının yükselişi: 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren liman altyapısının gelişmesi, Hopa’yı Karadeniz ticareti için daha görünür kıldı. Sarp sınır kapısının açılmasıyla birlikte TIR ve otobüs trafiği arttı; bu da lojistik, gümrük ve taşımacılık sektörlerini ön plana çıkardı.
Bugün: Hopa’da tarih, büyük anıtlar ve devasa yapılar yerine daha çok hikâyelerde, aile albümlerinde ve yerel anlatılarda saklı. Yaşlı bir amcanın sahilde anlattığı fırtına anıları, limanda çalışan bir işçinin günlük hayatı ya da köydeki bir ninenin eskilerden bahsetmesi; ilçenin gerçek tarihini hissettirir.
Hopa adıyla ilgili halk arasında anlatılan yorumlardan biri, eski dillerde “güzel” anlamına gelen kelimelerle bağlantılı. Rivayete göre kıyıdan geçen bir tüccar, dağların denize uzandığı bu manzarayı ilk gördüğünde “Ne kadar güzel!” anlamına gelen bir ünlemi tekrar tekrar söylemiş ve bu ses zamanla bölgenin adıyla özdeşleşmiş.
Başka bir efsane ise sınır yolunu ve tünelleri konu eder. İlk tünel açıldığında, dağın içinden geçen işçilerden biri, bir tas deniz suyunu tünelin girişine serpiştirerek “Bu yoldan geçen herkesin ayağı uğurlu olsun.” demiş. O günden beri bu güzergahta seyahat edenlerin, zor yolculuklarda bile kendilerini bir şekilde korunmuş hissettiklerine inanılır.
Hopa sahilinde fırtınalı gecelerde, dalgaların kıyıya sert vurduğu anlarda, zaman zaman eskiden bu yollardan geçen yolcuların gölgelerinin göründüğüne dair hikâyeler de anlatılır. TIR farları, gemi ışıkları ve dalga köpüğü birleşince, gerçekten de gözlerinin sana küçük oyunlar oynadığı anlar yaşayabilirsin.
Karadeniz kıyısındaki pek çok kasabada olduğu gibi, Hopa’da da denize açılıp dönmeyen balıkçıların ve sahilde bekleyen sevdiklerinin hikâyeleri anlatılır. Bunlardan birinde, dağ köylerinden birinde yaşayan genç bir kadın, fırtınaya yakalanan eşine Lazca bir türkü söyleyerek her gece sahile iner. Günün birinde tekne hasarsız şekilde limana gelir ama içinde kimse yoktur. Bu yüzden bazı Hopalılar, denizin şarkılara kulak verdiğine inanır.
Başka bir söylence, dağlara doğru tırmanan sis bulutları ile ilgilidir. Dumanın, sahilden geçen yolcuların düşüncelerini ve hayallerini içine alarak yamaçlara doğru taşıdığı, uzak köylerde yaşayanların da bu sayede “aşağıdaki dünyanın” hayallerinden beslendiği söylenir. Sisli bir gün Hopa’ya bakarken, belki senin hikâyen de bu bulutlarla dağlara doğru yol alıyordur.
Bu anlatılar tarihsel gerçeklik iddiası taşımaz; ama Hopa’nın gri ve yağmurlu günlerine bile romantik ve şiirsel bir anlam yükleyen bakış açısını çok iyi yansıtır.
Hopa, yılın büyük bölümünde nemli ve yağışlı Karadeniz iklimine sahip. Kışlar genellikle ılıman, yazlar ise bunaltıcı olmadan sıcak geçer. Yağmur, her mevsimin doğal bir parçası; bu yüzden yanına ince bir yağmurluk almak neredeyse zorunlu.
İlkbahar: Doğa canlanır, yamaçlar koyu yeşile döner. Hava serin ama yürüyüş için çok keyiflidir. Arada bir açan güneş, Karadeniz’in en güzel tonlarını gösterir.
Yaz: Dışarıda vakit geçirmek, sahilde oturmak ve festivallere katılmak için en ideal dönem. Akşamları hafif serinlik olduğundan ince bir hırka iş görür.
Sonbahar: Bulut oyunları, sis ve renk değiştiren doğa fotoğraf meraklıları için harika. Daha sakin bir Hopa deneyimlemek isteyenler için iyi bir tercih.
Kış: Deniz zaman zaman oldukça sertleşir, rüzgâr güçlenir. Özellikle fırtınalı günlerde, dalgaları izlemek bile başlı başına bir deneyim olabilir – tabii ki güvenli mesafeden.
İlçe merkezinde daha çok sahil boyunca ve yamaçlara doğru çıkan sokaklarda kısa yürüyüşler yapabilirsin. Sahil parkı, yumuşak zemini ve banklarıyla özellikle akşam saatlerinde yerel halkla iç içe olabileceğin bir rota sunar.
Daha doğal ve sessiz yollar arıyorsan, Hopa’dan kalkan dolmuşlarla yakın köylere gidip, köy içi patikalarda yürüyebilirsin. Özellikle Çamlı, Esenkıyı ve çevresindeki küçük yollar, hem manzara hem de köy yaşamını aynı anda görme fırsatı verir.
Dağların iç kesimlerine, Cankurtaran geçidi istikametine doğru ilerlediğinde ise; daha serin hava, sisle örtülü ağaçlar ve geniş panoramalar seni bekler. Bu bölgede zemin yağışlı havalarda kaygan olabileceği için, sağlam ayakkabı büyük avantaj sağlar.
Sahil şeridi nispeten düz olduğu için, park ve yürüyüş alanları tekerlekli sandalye veya çocuk arabasıyla gezmek açısından diğer bölgelere göre daha rahattır. Ancak kısa sürede dikleşen sokaklar ve merdivenli bölgeler de bulunduğundan, güzergâhı önceden planlamak iyi olur.
Konaklama tesislerinde erişilebilirlik standartları değişken. Bazı otellerde asansör ve geniş odalar varken, bazı eski binalarda merdivenler ön planda olabilir. Rezervasyon öncesi erişim koşullarını özellikle sormak faydalıdır.
Kaldırım ve geçitler her zaman mükemmel durumda olmasa da, özellikle kamu kurumlarının bulunduğu alanlarda rampalar ve düzenlemeler giderek artıyor. Sahil parkı ve merkezi noktalar, erişilebilirlik açısından en kullanışlı bölgeler.
Hopa’da sahile ve merkeze yakın bir otelde konaklamak, yokuşları ve merdivenli sokakları minimuma indirmek açısından avantaj sağlar. Böylece sahil parkı ve çarşıya daha rahat ulaşabilirsin.
Uzun yol otobüsleri ve minibüslerde engelli dostu uygulamalar her zaman standart değil; bu yüzden bilet alırken firma ile iletişime geçip destek talep etmek iyi bir adım. Sınır kapısı gibi yoğun alanlarda da görevlilerden yardım istemekten çekinme.
“Engelli girişi”, “rampa”, “asansör” gibi kelimeleri Türkçe olarak not etmek ya da telefonuna kaydetmek işini kolaylaştırır. Hopa halkı genel olarak yardımseverdir; talebini açıkça ifade ettiğinde çoğu zaman çözüm üretmeye çalışırlar.
Liman ve mendirek: Hopa merkezinde gemiler, vinçler ve arkadaki yeşil dağlarla birlikte güçlü bir kompozisyon oluşturur.
Yukarı Kuledibi seyir noktaları: Şehre yukarıdan bakarak, sahil yolunun ve limanın gece ışıklarıyla birlikte uzandığı panoramaları yakalayabilirsin.
Köy manzaraları: Balık, Çamlı, Esenkıyı gibi köylerde çay tarlaları, meyve ağaçları ve deniz ufku aynı karede buluşur – özellikle gün batımında çok etkileyicidir.
İlçe merkezinde hastane ve muayenehaneler bulunuyor; eczaneler ise özellikle çarşı çevresinde yoğunlaşmış durumda. Haftaiçi ve cumartesi günleri gün boyu açık eczane bulmak genellikle sorun değil.
Türkiye genelinde kullanılan acil durum numarası 112. Bu numaradan ambulans, itfaiye ve polis çağrısı yapılabiliyor. Telefon rehberine bu numarayı kaydetmek iyi bir alışkanlık.
Şehir içinde özel bir sağlık riski bulunmuyor; ancak yağışlı havalarda kaygan zemin, dalgaların kuvvetli olduğu günlerde sahil taşlarına fazla yaklaşmamak ve yamaçlarda dikkatli yürümek, konforlu bir seyahat için yeterli önlem sayılabilir.
Hopa çarşısında marketlerden küçük butiklere, kırtasiyeden telefon tamircisine kadar pek çok iş yeri bulabilirsin. Gününü sürdürmek için ihtiyaç duyacağın çoğu şeyi merkezde kısa bir yürüyüşle halletmek mümkün.
Yerel ürünler arasında çay, bal, fındık, reçel, turşu ve kurutulmuş gıdalar öne çıkar. Küçük dükkânlardan ya da doğrudan üreticiden satın aldığında hem daha doğal ürünlere ulaşırsın hem de kısa sohbetlerle bölge hakkında ekstra bilgi edinirsin.
Not: Türkiye’de restoran ve dükkânların önünde misafirleri davet eden çalışanlar görmek çok normal. Menü göstermeleri ya da “buyurun” demeleri genelde samimi bir davet anlamına gelir. Eğer ilgilenmiyorsan, nazikçe teşekkür edip yürümeye devam etmen yeterli. Üzerinde baskı hissettiğin bir ortamda ısrarla kalmana gerek yok; bu tür yerler genellikle turist tuzaklarına işaret eder.
Hopa’da belki de en ilginç manzara, küçük bir sahil kasabasında neredeyse hiç bitmeyen TIR ve otobüs trafiği. Bir yanda balıkçı tekneleri ve sahil parkında oynayan çocuklar, diğer yanda uluslararası taşımacılık yapan kamyonlar aynı fotoğrafın içinde yer alır.
Futbol meraklıları için Artvin Hopaspor ayrı bir renk. Renkli taraftar grupları, ilçe takımına duyulan sevgiyi sokaklara taşır.
Bir de elbette meşhur “dört mevsim bir günde” durumu var. Sabah güneşli başlayan gün, öğleden sonra sisli ve yağışlı hale gelebilir. Bu değişkenlik, Hopa halkının diline de yansımış; çoğu kişi “burada hava değil, biz değişiriz” diyerek durumu esprili bir şekilde kabul etmiş durumda.
Soru 1: Hopa’da kaç gün kalmak yeterli?
Cevap: Sadece şehir merkezini ve sahili görmek için 1 tam gün yeterli. Köyler, dağ yolları veya Batumi gibi destinasyonlarla birleştirmek istersen 2–3 gün ayırmak çok daha keyifli olur.
Soru 2: Hopa’ya nasıl gidilir?
Cevap: Türkiye’nin pek çok şehrinden Hopa’ya otobüsle ulaşım mümkün. Uçakla gelmek istersen Trabzon veya Rize-Artvin Havalimanı’nı kullanıp oradan otobüs/minibüs ile devam edebilirsin. Gürcistan’dan gelenler içinse Sarp sınır kapısından sonra Hopa’ya giden araçlar bulunuyor.
Soru 3: Hopa çocuklu aileler için uygun mu?
Cevap: Evet, sahil parkı ve yürüyüş yolları aileler için oldukça uygun. Sadece sahil yoluna yakın geçişlerde ve trafikte dikkatli olmak gerekiyor. Çocuk dostu lokantalar ve kafeler bulmak da zor değil.
Soru 4: Hopa’yı Batumi ile birlikte gezmek mantıklı mı?
Cevap: Kesinlikle. Hopa’da konaklayıp Batumi’ye günübirlik gidip gelmek; hem Türk tarafındaki sakin bir üs, hem de Gürcistan tarafında farklı bir şehir deneyimi yaşamak için pratik bir çözüm.
Soru 5: Hopa’da araba kiralamak şart mı?
Cevap: İlçe merkezini yürüyerek rahatça gezebilirsin. Köylere ve dağ yollarına çıkmak içinse araç büyük kolaylık sağlar. Kendi aracın yoksa dolmuş ve minibüslerle de birçok noktaya ulaşmak mümkün.