[Kıta]
Yol uzuyor doğuya doğru, ufuk açılıyor,
dağlar yaklaşırken içim yavaşlıyor.
Tozlu yolda dünün yükü arkada kalıyor,
bir tabelada bir isim kalbime yazılıyor.
Tarladan toprak kokusu, havada üzüm rayihası,
bir çocuk gülerek “merhaba” diyor yanı başında.
Üzümlü'de sanki zaman başka akıyor,
yorgun ruhun burada derin bir nefes alıyor.
[Nakarat]
Üzümlü, Üzümlü – kalbim Üzümlü'de,
tarlaların arasında, sessiz bir ilçede.
Üzümlü, Üzümlü – içime çekiyorum seni,
bu küçük yer büyütüyor bütün hayallerimi.
Erzincan şehir merkezinden doğuya doğru ilerlerken, ova bir kez daha genişler ve ufuk açılır. Tam bu noktada, Esence / Keşiş Dağları'nın eteklerinde Üzümlü karşına çıkar. Adından da anlaşılacağı gibi burası üzümle özdeşleşmiş bir ilçe. Eski adı Cimin olan bölge, yüzyıllardır sofraları süsleyen aromatik siyah üzümleriyle anılır; akşamüstü rüzgârı, sokaklara karışan toprak ve üzüm kokusunu beraber taşır.
Coğrafya tam bir Doğu Anadolu yüksek yayla sahnesi gibidir: ufka kadar uzanan tarlalar, nadasa bırakılmış parçalar, aralarda küçük yerleşimler ve arkada kışın bembeyaz olan dağ siluetleri. İlkbaharda dağlardan eriyen kar suları arkları doldurur, çevredeki köyler yeşile boyanır. Yaz geldiğinde hava kuru ve sıcak, gökyüzü masmavi, köy yollarında traktörler ve tarım araçları görünür. Sonbahar ise Üzümlü için özel bir mevsimdir; Cimin üzümü olgunlaşır, bağlarda hummalı bir hareket başlar.
Tarihsel olarak bölge, bugünkü idari yapısından çok daha eskidir. Bizans kaynaklarında Tzumina adıyla geçen yerleşim, Osmanlı döneminde Cimin adıyla kayıtlara girer. 1987 yılında ise Erzincan merkez ilçeden ayrılarak Üzümlü adıyla müstakil ilçe olur. Bugün ilçe; Üzümlü ilçe merkezi, Altınbaşak beldesi ve 23 köyden oluşur. Özellikle Bayırbağ, hem nüfus hem de hareketlilik açısından Erzincan'ın en büyük köylerinden biri sayılır.
Yıllar içinde farklı topluluklar ve aileler Üzümlü’ye yerleşmiş, bölgenin kültürel dokusunu zenginleştirmiştir. Kır yaşamı, tarım, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık, kahvehaneler, köy camileri ve tarlalar… Tüm bunlar Üzümlü’de birbirine karışan sade ama güçlü bir atmosfer yaratır. Cimin üzümü ise bu hikâyenin tam merkezindedir; sadece bir ürün değil, bir gurur kaynağı ve ilçe kimliğinin doğal sembolü gibidir.
İlçenin en dikkat çekici tarihi noktalarından biri, ovanın üzerinde yükselen Urartu kalıntılarıyla ünlü Altıntepe’dir. Buradan baktığında, tarlaları, yolu, tren hattını ve ufku bir arada görürsün. Gün batımına doğru ezan sesi, uzaklardan geçen bir trenin uğultusu ve rüzgârın taşıdığı toprak kokusu birleştiğinde Üzümlü’nün ruhu belki de en net bu karede hissedilir.
Üzümlü; kalabalık oteller, gösterişli eğlence yerleri arayanlar için değil, yavaşlamayı seven, insanlarla sohbet etmekten hoşlanan gezginler için biçilmiş kaftandır. Doğu rotasında kendi aracınla veya otobüsle yolculuk yaparken burada birkaç gün geçirip, sabahları ovaya karşı kahvaltı etmek, akşamları köy kahvesinde çay içmek, gezi defterine çok özel bir sayfa ekler. Haritada küçük görünen bu ilçe, çoğu gezginin kalbinde beklenmedik kadar büyük bir yer kaplar.
Üzümlü’de kültürün ritmini çoğunlukla tarım belirler. Bağbozumu döneminde hayat neredeyse bütünüyle üzüme göre ayarlanır: sabahın erken saatlerinde bağlara gidilir, öğlen gölgede mola verilir, akşamüstü avlular hareketlenir. Aile bireyleri, komşular, akrabalar birbirine yardım eder; kimi sepet taşır, kimi kasaları dizer, kimi de çay demler. Cimin üzümünün tadıyla ilgili küçük hikâyeler, “o sene çok don oldu, yine de üzüm kurtardı” gibi cümleler bu sohbetlerin vazgeçilmez parçasıdır.
Dini bayramlar ise tam anlamıyla bir buluşma zamanıdır. Ramazan ve Kurban Bayramı’nda köyler canlanır, şehirde yaşayanlar geri döner, kapılar misafirlere açılır. Sofralar kalabalık, sohbetler uzundur; kimse acele etmez. Yaz aylarında düzenlenen köy düğünleri, okul şenlikleri, mahalle arası futbol maçları ve küçük panayırlar da Üzümlü’nün kültürel hayatına renk katar. Halaylar, davul-zurna sesleri ve çocukların neşesi, sıcak yaz gecelerini süsler.
İlçenin kimliği, köylerin çeşitliliğiyle daha da zenginleşir. Bağlar, Balabanlı, Büyükköy gibi yerleşimlerde kullanılan yerel ifadeler, müzik zevki, düğün adetleri ve günlük ritüeller ufak farklar gösterir. Dikkatle dinlersen, Üzümlü’nün aslında tek bir hikâye değil, birçok küçük köy hikâyesinin birleşimi olduğunu anlarsın.
Üzümlü; sessiz ama dolu dolu günler yaşamak isteyenler için ideal bir adres. İlçe merkezinden başlayıp bağların arasından geçen kısa yürüyüşler yapabilir, Altınbaşak veya Bayırbağ yönüne doğru tarlalar arasında ilerleyebilirsin. Yol kenarında duran eski traktörler, duvarlara yaslanmış kasalar, avlularda asılı üzüm salkımları fotoğraf makineni sürekli eline aldırır.
Esence Dağları’nın eteklerine doğru hafif tırmanış isteyen rotalar da bulunur. Bu rotalarda her adımda manzara biraz daha açılır; aşağıda Üzümlü ovası, uzakta başka dağ sıraları görünür. Yol boyunca otlayan hayvanlar, zaman zaman duran rüzgâr gülleri ve küçük köy mezarlıkları bu yürüyüşlere ayrı bir atmosfer katar.
Daha sakin bir gün tercih edersen, ilçe merkezindeki çay bahçelerinde oturabilir, küçük esnafla sohbete dalabilir, köylerden gelen ürünlerin satıldığı dükkânları gezebilirsin. Pek çok gezgin, Üzümlü’yü Erzincan çevresindeki diğer gezi noktalarıyla birleştirir; gündüz doğaya ya da tarihi bir bölgeye gider, akşam ise Üzümlü’nün huzurlu ortamına geri döner.
Üzümlü’ye ulaşmanın en pratik yolu Erzincan üzerinden geçer. Özel aracınla kısa sürede ilçeye varabilirsin; yol genel olarak rahattır. Şehirden ilçeye düzenli minibüs seferleri de bulunur. Trenle gelenler için Erzincan istasyonu iyi bir başlangıç noktasıdır; buradan otobüs veya minibüsle devam edebilirsin.
İlçeyi ve bazı köyleri rahatça gezebilmek için kendi aracın ya da kiralık bir araç ciddi avantaj sağlar. Böylece fotoğraf çekmek istediğinde, manzarayı beğendiğin yerde aniden durup kısa yürüyüşler yapabilirsin. Yanına mutlaka rahat ayakkabılar, mevsime göre hafif bir mont ve güneşten korunmak için şapka al. Yüksek yayla havasında akşamlar, yazın bile serin olabilir.
Konaklama tarafında çok yıldızlı oteller bekleme; Üzümlü’de daha çok mütevazı pansiyonlar ve aile işletmeleri öne çıkar. Rezervasyon yapmadan önce telefonla konuşup oda durumu, yemek imkânı ve ulaşım detaylarını sormak iyi bir fikirdir. Çoğu ev sahibi, ev yapımı lezzetleriyle seni hem doyurur hem de ilçe hakkında güzel hikâyeler anlatır.
Üzümlü’de sürdürülebilirlik çoğu zaman büyük projelerden değil, günlük alışkanlıklardan okunur. Çiftçiler toprağın değerini bilir, suyu dikkatle kullanır, aynı tarlayı yıllardır işledikleri için küçük denge değişimlerini hemen fark eder. Sen de misafir olarak bu dengeyi korumaya katkı sağlayabilirsin.
Çöplerini mutlaka yanına al, özellikle köy dışındaki yürüyüşlerde doğaya bırakma. Bağların içinden izinsiz geçmemeye, ekili alanlara basmamaya özen göster. Alışveriş yaparken yerel ürünleri tercih etmek, yörede üretilen üzüm, pekmez, kuru meyve veya peynir almak hem ekonomiyi destekler hem de gezinin hatırasını sofrana taşır. Mümkün olduğunca toplu taşıma veya paylaşımlı araç kullanmak da bölgeye hafif bir dokunuş olur.
Üzümlü; kalabalık, gürültü ve hızlı tempo yerine yavaşlık, doğallık ve samimiyet arayanlar için ideal. Uzun yürüyüşler, fotoğraf gezileri, köy kahvelerinde oturup insanlarla sohbet etmek, bağlarda dolaşmak senin hayalindeki tatili anlatıyorsa, burası sana göre. Sakin Doğu Anadolu rotası planlayan gezginler için de güzel bir mola noktasıdır.
Çocuklu aileler için Üzümlü, güvenli ve sade bir oyun alanı gibidir: toprak yollar, traktörler, hayvanlar, köy fırınları… Her şey bir şehir çocuğu için ilginç olabilir. Elbette, çok eğlence odaklı, gece hayatı arayanlar için ilçe fazla sessiz kalacaktır. Üzümlü daha çok iç huzur, doğayla temas ve gerçek insan hikâyeleri arayanları mutlu eder.
Üzümlü’de sofranın başrolünde elbette Cimin üzümü vardır. Mevsimindeysen taze salkımların tadına bakmadan dönme. Bunun yanında kuru üzüm, pekmez, reçel ve kışlık hazırlıklar da mutfakta önemli yer tutar. Akşam yemeklerinde sık sık çorbalar, etli tencere yemekleri, fırın yemekleri ve bulgurlu pilavlar karşına çıkar.
Küçük lokantalarda ya da pansiyonlarda ev yemekleri bulmak mümkündür. Sıcacık bir mercimek çorbası, yanında ev yapımı turşu, tandır ekmeği ve yoğurtla hazırlanan sade bir menü bile, ilçe havasında çok daha özel gelir. Yöre halkıyla sohbet ederken, eski üzüm tariflerini ve kış hazırlıklarını anlatmalarını isteyebilirsin; ileride Üzümlü için ayrı bir “yöresel tarifler” sayfası hazırlamak istersen bol malzeme çıkacaktır.
Üzümlü’nün doğası, geniş ova hissi ile dağ manzarasını birleştirir. İlçe merkezinden biraz uzaklaştığında, dört bir yanının tarlalar ve bağlarla çevrili olduğunu hemen fark edersin. Ufuk çizgisini Esence Dağları tamamlar; özellikle akşamüstü ışığında bu dağlar yumuşak mor tonlara bürünür.
İlkbahar aylarında çiçek açan ağaçlar, taze yeşil tarlalar ve hafif serin hava yürüyüşleri keyifli hale getirir. Sonbaharda ise üzüm bağlarının renkleri ve tarlalardaki hasat sahneleri fotoğrafçılar için gerçek bir şölen sunar. Kışın bölge bambaşka bir atmosfere bürünür; seyrekleşen hareket, bembeyaz dağlar ve soğuk havada yükselen dumanlar Üzümlü’ye adeta kartpostal görünümü verir.
Üzümlü’de takvimi büyük şehir festivallerinden çok, tarım döngüsü ve dini günler belirler. Bayram dönemlerinde köyler dolar taşar; cami avluları, kahvehaneler ve evler ziyaretçileri ağırlar. Yaz aylarında düğünler, okul şenlikleri ve köy turnuvaları ilçeye canlılık katar.
Bazı yıllar üzüm hasadıyla bağlantılı küçük etkinlikler, yerel tanıtımlar, pazar günleri kurulan stantlar düzenlenebilir. Bu tür etkinlikler için en iyi kaynak her zaman yerel halktır; ilçeye vardığında konakladığın yere veya kahvehaneye sor, duvarda asılı afişlere göz at. Doğru zamana denk gelirsen, Üzümlü’yü müzik, yemek ve sohbetle dolu bambaşka bir atmosferde yakalayabilirsin.
Üzümlü’nün geçmişi, bölgenin stratejik konumuyla yakından ilgilidir. Bizans döneminde Tzumina adıyla anılan yerleşim, çevredeki geçitler ve yollar sayesinde ticaret ve askeri hareketlilik açısından önem taşımıştır. Osmanlı döneminde Cimin adıyla kayıtlara geçen bölge, tarım ve hayvancılıkla geçinen köyleriyle bilinir.
20. yüzyılda idari sınırlar birkaç kez değişmiş, nihayet 1987 yılında Üzümlü adıyla ilçe statüsü kazanmıştır. Bu tarihten sonra ilçe merkezi, eğitim, sağlık ve kamusal hizmetlerin odak noktası haline gelmiş; köyler ise tarımsal kimliklerini koruyarak yaşamaya devam etmiştir. Son yıllarda Cimin üzümünün marka değeri arttıkça, Üzümlü ismi de Erzincan’ın öne çıkan tarım ilçelerinden biri olarak daha sık duyulur olmuştur.
Üzümlü’nün gerçek hazineleri çoğu zaman küçük detaylarda saklıdır. Pişkidağ köyü yakınlarındaki açık hava namazgâhı bunlardan biridir. Yüksekçe bir noktada yer alan bu alan, hem manzarası hem de sessizliğiyle etkileyicidir. Gün doğumu ya da gün batımında burada birkaç dakika durup ovaya bakmak, ilçeyle bağ kurmanın en güzel yollarından biridir.
Göller, Balabanlı ve Çadırtepe gibi köyler de kalabalıktan uzak, zamanın yavaş aktığı yerlerdir. Dar sokaklarda yürürken avlulardan gelen sesler, tarlaya hazırlanan traktörler, su taşıyan çocuklar, sessizce oturan yaşlılar… Tüm bu sahneler, Üzümlü’nün “gizli cennet” hissini güçlendirir.
Cimin üzümü etrafında anlatılan efsanelerden biri, yıllar önce yaşanan çok sert bir kışa dayanır. Rivayete göre dondurucu soğuk, bölgedeki tüm bağları yakıp geçer. Sadece dağa bakan korunaklı bir yamaçta tek bir asma hayatta kalır. İnsanlar o asmayı özenle çoğaltır ve bugünkü üzüm bağları işte o “direnen” asmadan türemiş kabul edilir. Üzümün tadındaki yoğunluğun sebebinin de bu mücadele olduğuna inanılır.
Bir başka efsane ise Erzincan ile Tercan arasında yıllarca gidip gelen bir kervancıya dair. Fırtınalı bir günde Cimin’de sığındığı bir evde günlerce misafir edilir. Ailenin sıcaklığına karşılık olarak, elindeki tüm birikimiyle yeni bağlar kurulmasına yardım eder. “Bu topraklar üzümle gülsün” diyerek yola çıkan kervancının hikâyesi bugün hâlâ anlatılır.
Köy kahvelerinde oturup yeterince uzun süre dinlersen, rüzgârın sesine, dağlardan gelen ışıklara dair pek çok küçük söylence duyarsın. Bazı çobanların yaylada uyuyakalıp rüyalarında dedelerini gördükleri, ertesi gün ise tam o bölgede toprak kayması olduğunu fark ettikleri anlatılır. Ataların, rüya yoluyla torunlarını uyardığına inanılır.
Bir başka anlatıda, tarlaları koruyan görünmeyen bir “gözcü”den bahsedilir. Toprağa iyi bakan, suyu israf etmeyen, hayvanlarını iyi besleyen çiftçilerin bağlarının daha bereketli olacağı söylenir. Tersine, doğaya hoyrat davrananların ise dolu, hastalık veya kırılan makinelerle imtihan edileceğine inanılır. Bu tür sözlü hikâyeler Üzümlü’de doğa ile insan arasındaki saygı bağını güçlendirir.
Üzümlü, karasal iklimin hâkim olduğu bir yüksek yayla ilçesidir. Kışlar soğuk ve zaman zaman kar yağışlı, yazlar ise gündüzleri sıcak ve kuru geçer. İlkbahar ve sonbahar, hava koşulları açısından en konforlu dönemlerdir; gündüzler ılık, akşamlar serindir.
Üzüm hasadını görmek istiyorsan, geç yaz ve erken sonbahar en doğru zamandır. Bu dönemde bağlarda hareket artar, kasabada ve köylerde canlı bir tempo hissedilir. Yürüyüş için bahar ve sonbahar ayları idealdir; yaz ortasında güneş altında uzun rotalar yorucu olabilir. Kış manzaralarını seven deneyimli gezginler içinse karla kaplı dağlar ve sessiz ova bambaşka bir tablo sunar.
Üzümlü’de resmi işaretli uzun yürüyüş rotaları olmasa da, kısa ve orta mesafeli parkurlar için çok sayıda seçenek var. İlçe merkezinden Bayırbağ yönüne doğru tarlalar arasından yürüyerek hem ovayı hem de dağ siluetini aynı karede görebilirsin. Yol boyu sık sık fotoğraf molası vermek isteyeceksin.
Zamanın genişse, Avcılar – Çamlıca – Çadırtepe hattında küçük bir köy turu planlayabilir ya da Göller çevresinde yükseğe doğru çıkan patikaları deneyebilirsin. Özellikle manzara için yükselen rotalar, Üzümlü’yü kuşbakışı görmek isteyenler için çok keyiflidir. Mutlaka yeterli su, hafif atıştırmalık ve çevrimdışı harita bulundur; bazı bölgelerde telefon çekmeyebilir.
Üzümlü, altyapısını öncelikle yerel halkın ihtiyaçlarına göre şekillendiren bir ilçe. Merkezdeki ana caddeler ve kaldırımlar birçok noktada rahattır, bazı yerlerde bordürler alçaltılmıştır. Ancak ara sokaklarda, köy yollarında ve eğimli arazilerde zemin bozuk, toprak veya taşlık olabilir; bu da tekerlekli sandalye kullananlar için zorluk yaratabilir.
Yeni yapılan resmi binalar, sağlık merkezleri veya bazı iş yerlerinde rampa bulunabilirken, eski kahvehaneler, geleneksel evler ve küçük pansiyonlarda genellikle birkaç basamak ve dar girişler vardır. Buna rağmen, Üzümlü’nün en büyük avantajı insanların yardımsever oluşudur; ihtiyacını anlattığında, çoğu zaman çevreden hemen destek gelir.
Hareket kısıtı olan bir gezgin olarak Üzümlü’yü ziyaret etmeyi planlıyorsan, yolculuk öncesi kısa bir araştırma işini çok kolaylaştırır. Konaklayacağın yerle mutlaka telefonla görüşüp girişte kaç basamak olduğunu, odalara asansörle mi merdivenle mi çıkıldığını, banyonun durumunu ve varsa rampaları sor.
Köylere veya yüksek noktalara yapılacak gezilerde mutlaka refakatçiyle hareket etmek daha emniyetlidir. İlçe merkezinde taksi veya dolmuş şoförlerinden, seni kapıya daha yakın bırakmalarını isteyebilirsin. Yanında kullanmakta olduğun ilaçlar, tıbbi rapor fotokopisi ve Türkçe kısa bir bilgilendirme notu bulundurmak, olası bir acil durumda işini kolaylaştırır.
Üzümlü’de fotoğraf için en güzel kareler, ovanın dağlarla buluştuğu yerlerden çıkar. Bayırbağ ve Altınbaşak çevresindeki hafif yüksek alanlar, gün batımında sıcak tonlar ve uzun gölgelerle etkileyici kadrajlar sunar. Bağlar, traktörler, toprak yollar ve uzak dağ siluetleri bir araya geldiğinde, sade ama çok güçlü görüntüler yakalanır.
Köy içlerinde ise cami avluları, su başları, toprak damlı evler, duvarlara asılı aletler ve yavaş yürüyen insanlar fotoğrafçıların ilgisini çeker. İnsanları çekerken her zaman önce selam verip izin istemeyi unutma; Üzümlü’de içten bir “merhaba” çoğu zaman gülümsemeyle karşılık bulur.
Üzümlü’de temel sağlık hizmetleri için başvurabileceğin sağlık kuruluşları ve eczaneler bulunur. Daha kapsamlı tedavi, ileri tetkik veya uzman doktor ihtiyacı olduğunda ise en yakın adres Erzincan’daki hastanelerdir. Türkiye genelinde geçerli olan 112 acil numarası, burada da sağlık, itfaiye ve diğer acil durumları koordine eder.
Yanında küçük bir seyahat sağlık çantası taşımak her zaman iyi fikirdir: ağrı kesici, yara bandı, kişisel ilaçlar, güneş koruyucu, el dezenfektanı ve benzeri malzemeler yürüyüşlerde işine yarar. Marketlerden ve bakkallardan şişelenmiş su bulmak kolaydır.
Üzümlü’de alışveriş, büyük mağazalardan çok, yerel ürünlerin peşine düşmek demektir. İlçe merkezindeki bakkal ve küçük marketlerin yanı sıra, belirli günlerde kurulan pazarlar ve köyden gelen tezgâhlarda taze sebze-meyve, Cimin üzümü, kurutulmuş ürünler, pekmez ve ev yapımı lezzetler bulabilirsin.
Üzümlü’nün en ilginç yanlarından biri isim hikâyesidir: Tzumina, Cimin ve sonunda Üzümlü… Farklı dönemlerde farklı adlar taşısa da, bağları ve tarlalarıyla aynı coğrafya üzerinde yaşamaya devam eden bir yerleşimden söz ediyoruz. Bugün bile pek çok yerli, alışkanlıktan “Cimin üzümü” ifadesini kullanır.
Bir diğer ilginç detay, Bayırbağ köyünün büyüklüğüdür. Haritada küçücük bir nokta gibi görünse de, Erzincan’ın en büyük köylerinden biri olarak anılır. Kış aylarında yolların yoğun kar nedeniyle zaman zaman kapandığı, köyün günlerce dış dünyadan koptuğu eski dönem hikâyeleri de Üzümlü’nün hafızasında önemli bir yer tutar.
Üzümlü ilçe merkezi ve Altınbaşak beldesini çevreleyen mahallelerle birlikte, ilçeye bağlı toplam 23 köy bulunur. Aşağıdaki liste, ileride yapılacak ayrıntılı sayfalar için iyi bir başlangıç rehberidir.