Nakarat (Alıntı):
Mihalgazi, Mihalgazi, yüreğimde yeşil vadi,
şehir gürültüsünden kaçan ruhuma gizli vaha gibi.
Mihalgazi, Mihalgazi, dönerim yine bir gün,
ağaçlarının gölgesinde unuturum bütün dün.
Kıta (Alıntı):
Sabah sisi bahçelerin üstünde yavaşça gezinir,
güneş dallardaki meyveleri tek tek aydınlatır.
Sokak başında biri „Günaydın“ diye gülümser,
kendini bir anda mahallenin parçası hissedersin.
Eskişehir’den kuzeye doğru kısa bir yol yaptığında, Sakarya Nehri’nin açtığı yumuşak bir vadiye girersin: Burası Mihalgazi. İlçe, nehrin izini takip eder gibi uzanır; bir yanında bahçeler ve tarlalar, diğer yanında düşük tepeler ve küçük mahalleler.
Adı Kurtuluş Savaşı dönemlerine uzanan Mihalgazi, bugün sakin ve dingin havasıyla biliniyor. Alpagut tarafında yaz sonu ağaçlar meyveyle dolarken, Sakarıılıca’da kaplıca buharı gökyüzüne doğru yükseliyor. Karaoğlan çevresinde vadi manzarası açılıyor, yeşil ve su sesi yan yana akıyor.
Mihalgazi, Eskişehir’i merkez yapan gezginler için çok özel bir rol üstleniyor: Şehre çok uzaklaşmadan, bambaşka bir ritim hissetmek mümkün. Birkaç saatlik yolculukla kaplıcada ısınabilir, mahalle arasında yürüyebilir, bahçelerin arasından süzülen rüzgârı dinleyebilirsin.
Burada hayat hâlâ tarlalar, bahçeler ve küçük işletmeler etrafında dönüyor. Yoldan geçen biri olarak sen turistsin; ama aynı zamanda insanların gerçek gündelik hayatına konuk oluyorsun. Mihalgazi’yi değerli kılan tam da bu: süslenmemiş, filtresiz bir Anadolu vadisi.
Mihalgazi mutfağı gösterişli tabaklardan çok, taze malzeme ve ev rahatlığıyla öne çıkıyor. Çoğu sebze ve meyve, çevredeki bahçelerden sofraya geliyor; kışa hazırlık için turşu, reçel ve konserve kültürü hâlâ güçlü.
Tarif fikri: Mihalgazi esintili bir meyve salatası: nar taneleri, incir dilimleri ve üzüm tanelerini cevizle buluşturup, limonlu-ballı hafif bir sosla karıştır. Yanına, bu vadiden geldiğini anlatan kısa bir hikâye ekleyebilirsin.
Mihalgazi’de yıl takvimi, dini bayramlar, düğünler ve hasat dönemiyle renkleniyor. Büyük sahneler, dev organizasyonlar bekleme; burada atmosfer daha çok ev yapımı bir festival gibi.
Tarihler sık değiştiği için, en güncel bilgiyi genellikle muhtarlıkta veya yerel esnafta küçük bir sohbetle öğrenirsin.
Mihalgazi’de sık anlatılan efsanelerden biri, “insanın yükünü hafifleten vadi” hikâyesi. Buna göre, buraya fazlasıyla yorgun, kafası dolu halde gelen biri, dönerken sorunlarının bir kısmını vadiye bırakıp gider.
Özellikle Sakarıılıca bu anlatılarda önemli bir yer tutar. Eskiden, uzak şehirlerden buraya gelen insanların, sadece suyu değil havayı ve sessizliği de “şifa” diye anlattığı söylenir. Efsaneye göre, kalbin gerçekten sakinleşmesi için en az bir gün boyunca acele etmeden bu vadide dolaşmak gerekir.
Bazı hikâyeler, ilçenin eski adı Gümele’yi de işin içine katar. Zor zamanlarda buraya sığınanların, yıllar içinde köyün sahibi değil, sakini oldukları; ama kendilerini hep “misafir gibi” saydıkları söylenir. Bir ağacın gölgesinde oturup tepelere baktığında, bu tür hikâyelerin neden doğduğunu çok rahat anlayabilirsin.
Anlatılan söylencelerden biri, iki mahallenin arasındaki dar bir yolun “geleceğin yolu” olduğundan bahseder. Rivayete göre burada tesadüfen karşılaşan insanlar, yıllar sonra birbirinin hayatında çok önemli roller üstlenir.
Bir diğer söylence, gecenin olağanüstü sessiz olduğu zamanları anlatır. Rüzgârın bile durduğu böyle akşamlarda, dikkatle dinlersen eski çiftçilerin, askerlerin ya da seyyahların seslerini duyabileceğini iddia edenler vardır. Bu hikâyeler, sade bir akşam yürüyüşünü bile bambaşka bir deneyime dönüştürür.
Çocuklara anlatılan versiyonlarda ise işin içine “bahçe perileri”, “sessizliği koruyan görünmez bekçiler” girer. Böylece Mihalgazi’de büyüyen biri, vadiyi yalnızca manzara olarak değil, canlı ve karakter sahibi bir yer olarak görmeyi öğrenir.
Genel olarak ilkbahar ve sonbahar en konforlu aylar; yazı sevenler ise yaz akşamlarını ve kaplıca sonrası serin havayı tercih ediyor.
İşaretli trekking rotaları çok yaygın değil; bu yüzden çevrimdışı harita indirmek ve her zaman belirgin yolları takip etmek iyi bir fikir.
Mihalgazi’de alışveriş, küçük bakkallar, fırınlar, kasaplar ve zaman zaman kurulan pazarlar etrafında döner. En güzeli, vadinin sunduğu meyve ve sebzeleri doğrudan yerinden almak.
İlçeden alacağın küçük ürünler, hem yerel ekonomiye katkı sağlar hem de eve döndüğünde bu yeşil vadinin tadını hatırlatan güzel hatıralar olur.