Bulancak için modern, duygulu bir Türkçe şarkı: Karadeniz’in dalgaları, yamaçlardaki fındık bahçeleri, sahil yolunun ışıkları ve akşam serinliği… Varışta, yürüyüşte veya dönüş yolunda dinlemek için ideal.
Versiyon 1 (3:56) – duygusu bol, ana versiyon; Bulancak’a yaklaşırken sahil yolunda ya da akşamüstü kıyıdaki yürüyüşte tam kıvamında.
Versiyon 2 (3:48) – biraz daha kısa, hareketli radyo karışımı; Giresun–Bulancak–Pazarsuyu hattında araba yolculuğu için ideal.
“Bulancak, Bulancak, dalgalar fısıldarken adını, / yamaçlarda fındık kokar, açılır içimin tadı. / Bulancak, Bulancak, sahil yolunda bir nefes, / her dönüşte ‘iyi ki geldim’ dedirten küçük bir heves.”
Tam şarkı sözünü ve Almanca versiyonu, turkeyregional.com’daki Bulancak sayfasında iki dilde ayrıntılı bulacaksın.
İpucu: Sahile inmeden hemen önce şarkıyı başlat – ilk Karadeniz manzarasıyla Bulancak nakaratı birbirine çok yakışıyor.
Bulancak’ın karakteri: Ön tarafı Karadeniz, arkası fındık ve dere vadileriyle dolu, hem şehir hem kasaba tadında bir sahil ilçesi.
Karadeniz kıyısı Fındık bahçeleri Sahil yolu & geçiş noktası Yeşil yamaçlar & köyler
Bulancak’ta bir anda iki dünya yan yanadır: Önde sahil yolu, iskele, çay bahçeleri ve balıkçı tekneleri; arkanda ise birkaç dakikaya fındık bahçeleri, dere vadileri ve serin köy rüzgarları başlar. Kısa kalırsan “yoldan geçerken uğradım” hissi verir, birkaç gün kalırsan günlük hayatın ritmini yakalarsın.
Bulancak, Giresun ilinin Ordu yönüne bakan tarafında, Karadeniz sahil yolu üzerinde yer alıyor. Haritada baktığında “sadece bir sahil şeridi” gibi görünse de, ilçe gerçekte denizden epey yukarıya, fındık bahçeleri ve köylere doğru uzanıyor. Bu da Bulancak’a hem geçiş noktası hem de kendi başına bir durak olma havası veriyor.
İlçenin merkezinde sahil boyunca uzanan modern apartmanlar, dükkânlar, çay ocakları ve sahil parkları var. Birkaç sokak içerideyse klasik Karadeniz karışımını görüyorsun: dar sokaklar, köşede bir bakkal, yan tarafta berber, bir üst sokakta küçük bir cami ve hayatın ritmini tutan tezgahlar.
Merkezden uzaklaştıkça fındık bahçeleri başlıyor. Samugüney, İcilli, Elmalı gibi köylere çıktığında hava serinliyor, ara ara dere sesi geliyor ve neredeyse her yamaçta fındık dalları görüyorsun. Hasat zamanı boyunca yol kenarlarında çuvallar, traktörler ve ailenin hep birlikte çalıştığı küçük tarlalar dikkat çekiyor.
İklim tam bir Karadeniz klasiği: Kışlar ılıman, yazlar aşırı sıcak değil ama nemli; yılın her anında yağmur ihtimali var. Sabah sis, öğlen güneş, akşam üstü ince bir yağmur; ardından ferah bir gece – Bulancak’ta bir günde dört mevsim hissi yaşamak hiç zor değil.
Bulancak, Giresun’a göre biraz daha küçük ve sakin. Buna rağmen bankalar, resmi işlemler, sağlık hizmetleri, alışveriş gibi birçok günlük ihtiyacın merkezde kolayca halledilebildiği bir yer. Giresun ve Ordu’ya yakınlığı, Ordu-Giresun Havalimanı’na olan mesafesi ve sahil yolu sayesinde hem iş hem de tatil için pratik bir konum sunuyor.
Bulancak kültürünü anlamak için sahildeki çay bardaklarına, tavla sesine ve akşamüstü kalabalığına bakmak yeterli. İnsanlar iş çıkışı kısa da olsa sahile uğrar, hava kaç derece olursa olsun çay içilir, Karadeniz’in dalgaları fon müziği olur.
Düğünlerde ve özel günlerde horon, kemençe, tulum ve yerel türküler hâlâ çok güçlü. Bir anda spontane bir horon halkası kurulduğunu görebilirsin. Sadece yazın değil, kış akşamları da iç mekânlarda, sosyal tesislerde ya da köylerde benzer sahneler yaşanıyor.
Ramazan, Kurban Bayramı gibi dini günler aile buluşmalarıyla dolu. Birçok ailenin yurt dışında ya da büyük şehirlerde çalışan fertleri var; buna rağmen köy evi, memleket evi fikri çok canlı. Yılın belli dönemlerinde herkes Bulancak’a döner; sahilde Almanca, Hollandaca, Fransızca kelimelerle karışan Karadeniz şivesi duymak şaşırtıcı değil.
Bulancak’ta en büyük aktivite bazen hiçbir şey yapmamaktır: Sahil boyunca yürümek, iskelede oturup denizi izlemek, çay bahçesinde oturup trafiği seyretmek… Karadeniz’in en çok yakıştığı şeylerden biri yavaşlamaktır.
Bunun yanında Pazarsuyu tarafına doğru uzanan dere vadisini keşfedebilir, Yalıköy ve Burunucu gibi yerlerde kısa yürüyüşler yapabilir, balıkçı teknelerini izleyebilir ve fotoğraf çekebilirsin. Hafif sisli ve bulutlu havalarda gökyüzü, deniz ve yeşil yamaçlar birlikte çok dramatik kareler veriyor.
Daha iç kesimlere çıktığında küçük köy kahvelerinde oturup bir bardak çay içmek bile başlı başına bir deneyim. Bir iki kelime Türkçe biliyorsan kısa sürede konu yuvalanır: “Nereden geldin, kaç gün kalacaksın, Bulancak’ı nasıl buldun?” soruları neredeyse garantidir.
Sabah sahile yakın bir yerde kahvaltı et, sonra sahil yoluna çık ve iskeleye doğru yürü. Güzelyalı ve merkez mahallelerde kısa kısa sokaklara girip çık, bir çay molası ver. Öğleden sonra Bulancak çarşısında gezip günlük hayatı izle, akşamüstü tekrar sahile inip gün batımını yakala.
İlk gününü tamamen sahil ve merkez Bulancak’a ayır. İkinci gün Pazarsuyu tarafına veya Aydındere yönüne doğru dolmuşla ya da araçla çık. Yolda dere kenarında kısa bir yürüyüş yap, bir köy kahvesinde mola ver, fındık bahçelerinin arasından geçen yolları izle. Akşam tekrar Bulancak’a dönüp sahilde sessiz bir tur at.
Küçük not: Karadeniz’de hava çabuk değişir; yanına hafif bir yağmurluk al ve programını biraz esnek tut, böylece sisli halleri de güneşli halleri de yakalama şansın olur.
Bulancak zaten “günlük hayatın içinden” bir yer olduğu için sürdürülebilir gezmek çok zor değil. Merkezde çoğu yere yürüyerek ulaşabilirsin. Giresun’a veya çevre köylere giderken dolmuş kullanmak, hem bütçeye hem de doğaya daha hafif dokunur.
Fındık bahçelerinde yürürken özel mülkiyete saygı göstermek önemli. Hasat zamanı insanlar yoğun çalışıyor; arazilere izinsiz girmemek, kapalı kapılardan geçmemek ve çöplerini yanında taşımak temel kurallar.
Yemek konusunda ise mümkün olduğunca yerel ürünleri seçmek çok değerli: bölge balığı, mısır ekmeği, karalahana yemekleri, yöresel reçeller ve tabii ki fındık… Böylece hem damak tadın kazanır hem de küçük üreticileri desteklemiş olursun.
Bulancak mutfağında Karadeniz’in klasik imzaları var: hamsi, mısır ekmeği, karalahana yemekleri, tereyağlı kahvaltılar ve elbette fındık. Sahil boyunca balık lokantaları ve çorbacılar, iç taraflarda esnaf lokantaları karşına çıkıyor.
Sezonda mutlaka hamsi tava veya hamsi buğulama dene. Yanına mısır ekmeği, turşu kavurması ve ayran iyi gider. Çay saatinde fındıklı kurabiye, kek veya yöresel tatlılar bulmak kolay.
Evde denemelik “Bulancak usulü” bir fikir: Fındıklı yumuşak bir kek yap; hamura bolca öğütülmüş fındık, biraz da tarçın ekle. Kek pişerken mutfağa yayılan koku, Bulancak yamaçlarındaki fındık bahçelerini hatırlatsın. Üzerine ince bir pudra şekeri serpip, fonda Bulancak şarkısı eşliğinde tadına bakabilirsin.
Bulancak’ta doğa iki yüzlü: Önde sonsuz görünen gri-mavi Karadeniz, arkada sisin ve bulutun içinde kaybolan yamaçlar. Pazarsuyu vadisi, dere boyunca uzanan yeşil şerit ve çevresindeki köylerle çok güzel bir doğa koridoru oluşturuyor.
Samugüney, Yeşiltepe, İcilli gibi yüksek köylerde yazın bile ferah bir hava var. Temiz havada tepelerden baktığında hem fındık bahçelerini hem de uzakta deniz çizgisini görmek mümkün.
Deniz kıyısında dalga sesleri, iç kesimlerde kuş ve dere sesleri baskın. Eğer günün farklı saatlerinde sahil ve köyler arasında gidip gelirsen, Bulancak doğasının nasıl ruh hali değiştirdiğini kendi gözlerinle görürsün.
Bulancak’ta hayatın takvimi büyük ölçüde dini bayramlar, hasat zamanı ve yaz etkinlikleriyle şekilleniyor. Ramazan ve Kurban Bayramı dönemlerinde sahil, cami avluları ve aile evleri ayrı bir kalabalık kazanıyor.
Yaz aylarında belediye zaman zaman açık hava konserleri, gençlik etkinlikleri ve sahil boyunca küçük panayırlar düzenliyor. Hasat döneminde köylerde akşam muhabbetleri uzuyor, yurtdışından veya büyük şehirlerden dönenler köy sokaklarına başka bir enerji katıyor.
Tarihler her yıl değişebildiği için, gelmeden önce belediye duyurularına, sosyal medya hesaplarına veya konaklayacağın otelin önerilerine bakmak en sağlıklısı.
Bulancak’ın hikâyesi Karadeniz kıyısı boyunca uzanan ticaret yollarıyla, dere vadileriyle ve fındıkla iç içe ilerliyor. Büyük imparatorlukların gölgesinde kalmış olsa da, sahildeki ve köylerdeki küçük ayrıntılar bu uzun hikâyenin izlerini taşıyor.
Bugün gördüğün iskele, camiler, eski evler ve köy çeşmeleri bu uzun yolculuğun sessiz tanıkları gibi; bilgi panosu olmayabilir ama bir kahvede oturup yaşlılarla sohbet edersen tarihi bambaşka bir dilden dinlersin.
Karadeniz kıyısında her kasabanın kendine ait küçük efsaneleri olur. Bulancak’ta da dere, taş ve fındık bahçeleri etrafında anlatılan hikâyeler var. Resmi tarih kitaplarında yazmaz ama akşam çayında sık sık ortaya çıkar.
Bir efsaneye göre Pazarsuyu deresi denize kavuştuğu noktada kıskançmış; “Herkes Karadeniz’i konuşuyor, beni unutmuyor mu?” diye sızlanırmış. Fırtınalı gecelerde dere ile denizin bu yüzden birbirine daha sert karıştığı, dalgaların kıyıya başka bir öfkeyle çarptığı söylenir.
Bir başka anlatıda ise gurbetten dönen gençlerin, köylerine girmeden önce mutlaka bir fındık bahçesinin kenarında durup “İyi ki döndüm” demesi gerektiği söylenir. Bunu yapmayanların, ne kadar uzakta yaşarlarsa yaşasınlar rüyalarında hep yağmurlu Bulancak akşamları gördüğüne inanılır.
İlçenin köylerinden birinde anlatılan “Gelin Kayası” hikâyesi çok yaygın. Rivayete göre evlenmek üzere olan genç bir kız, memleketini ve Karadeniz’i bırakmak istemez. Düğün günü, denizi son kez görmek için yüksek bir kayaya çıkar ve “Keşke hep burada kalabilsem” diye içinden geçirir. Aynı anda kayanın dibinde hafif bir sarsıntı olur ve bir daha kayadan ayrılamaz; o günden beri o kaya “gelin kayası” diye anılır.
Eski denizciler ise gece seferlerinde tepelerde yanan küçük ışıklardan bahseder; Samugüney, Yeşilhisar ve benzeri köylerin üstlerinde görülen bu ışıkları, gurbette yaşayanların memleketlerine yaktığı hayali lambalar olarak anlatırlar. Böylece gemiler, ne kadar uzak olursa olsun, Bulancak kıyısını zihinde kaybetmezmiş.
Bulancak tipik Karadeniz iklimine sahip: kışları ılıman, yazları çok bunaltmayan ama yılın çoğu günü yağmur veya bulut ihtimali olan bir yer. Güneş açtığında hava çok keyifli, yağmur bastırdığında ise tam “Karadeniz filmi” atmosferi var.
Genel olarak Mayıs–Ekim arası, hem hava hem de doğa manzaraları açısından Bulancak’ı tanımak için en rahat dönemdir.
Resmi tabelalı yürüyüş parkurları az olsa da, Bulancak ve çevresinde hafif yürüyüşler için birçok güzel yol var. Özellikle dere kenarları ve köy yolları, şehir gürültüsünü geride bırakmak isteyenler için iyi bir seçenek.
Yürüyüşe çıkarken mutlaka uygun ayakkabı giy, hava durumunu kontrol et ve özel mülke girmemeye dikkat et. Yalnız dolaşmak yerine en az iki kişi olmak her zaman daha güvenlidir.
Bulancak sahil şeridi genel olarak düz ve kolay yürünebilir. Kaldırım inişleri, bazı noktalarda rampalar ve park alanları var; yine de her yerde tam anlamıyla engelsiz giriş olduğunu söylemek zor.
İlçe merkezinde birçok kafe ve dükkân zemin katta; bazıları birkaç basamakla ulaşılıyor. Yamaçlara doğru çıktıkça yollar dikleşiyor, zemin bozuluyor ve erişilebilirlik zorlaşıyor.
Konfor senin için önemliyse, sahile yakın, mümkünse asansörlü bir otel veya pansiyon seçmek, köy ziyaretlerini ise planlı ve kısa tutmak iyi bir fikir olabilir.
Tekerlekli sandalye veya hareket kısıtıyla seyahat ediyorsan, Bulancak’ta bazı noktalarda rahat, bazı noktalarda ise sınırlamalarla karşılaşabilirsin. Konaklamadan önce “engelli odası” (engelli dostu oda) olup olmadığını mutlaka sor.
Dolmuşlar genel olarak engelsiz tasarlanmamış. Kısa mesafeler için yakın çevrede taksi veya özel transfer ayarlamak daha konforlu olabilir. Sahil bölgesinde kaldığın sürece restoran ve kafelere ulaşmak nispeten kolay.
Acil durumda Türkiye genelinde 112 arayarak sağlık ekiplerine ulaşabilirsin. Önemli ilaçlarını yanında taşımak, ilaç isimlerinin Türkçe ya da İngilizce yazılı olduğu küçük bir liste hazırlamak her zaman iyi bir önlem.
İnsanları çekerken her zaman gülümseyerek izin istemek iyi bir alışkanlık; çoğu zaman “tabii, çek” cevabını alırsın.
Türkiye’de acil durum numarası 112. Bulancak’ta ve çevrede sağlık ocakları ve eczaneler bulunuyor; daha büyük hastaneler için Giresun veya Ordu’ya gitmek gerekebiliyor.
Eczaneler (eczane) çoğu küçük sorunda ilk başvurulacak yer; hem ilaç hem de pratik tavsiye alabilirsin. Seyahat sigortan ve temel ilaçlar çantanda olursa, ani durumlarda çok işine yarar.
Pasaport, sigorta poliçesi ve önemli numaraların fotoğrafını telefona kaydetmek, olası bir kaybolma veya hırsızlık durumunda hayat kurtarır.
Bulancak’ta büyük AVM’lerden çok, mahalle arası dükkânlar, marketler ve haftalık pazarlar öne çıkıyor. Sebze-meyve pazarında taze ürünler, yerel peynirler, zeytinler, turşular ve tabii ki fındık bulmak mümkün.
Hediyelik olarak paketli fındık, fındıklı çikolata, yerel bal, reçel gibi ürünler düşünebilirsin. Köylerden gelen bazı tezgâhlarda el işi ürünler, yazmalar veya küçük ahşap eşyalar da görebilirsin.
Önemli not: Türkiye’de esnafın seni içeri davet etmesi, hâl hatır sorması normal ve genelde misafirperverlikten. Ama teklif çok ısrarcı, fiyatlar aşırı yüksek ya da kendini rahatsız hissediyorsan, güler yüzle “sağ olun, bakıyorum” deyip yoluna devam edebilirsin. Nazik yaklaşım normaldir; aşırı ısrar genelde uzak durulması gereken yerler için sinyal sayılabilir.
Bulancak’ta bazen gökyüzüne bakıp “bu hava ne yapmak istiyor?” diye sorarsın: güneş varmış gibi hissedip bir anda yağmura yakalanabilir, az önce yağmur yiyip beş dakika sonra masmavi gökyüzü görebilirsin. Bu değişken ruh hali kentin karakterinin bir parçası.
Bir diğer ilginç detay da sahil ile fındık bahçelerinin mesafesi. Haritada kısa gibi görünse de, fiziken de duygusal olarak da başka dünyalar gibi: sahilde trafik ve dalga sesi, tepelerde horoz ve köpek sesi… Ama aralarındaki mesafe çoğu zaman sadece birkaç viraj.
Kafede otururken yan masadan Almanca ya da başka bir Avrupa dili duyman da şaşırtıcı değil. Birçok Bulancaklının Almanya, Hollanda ve farklı ülkelerle bağı var. Sohbet açılırsa gurbet hikâyeleri, çalışılan fabrikalar, özlenen köy evleri ve zorunlu dönüşler peş peşe gelir.
Bu yerlerin çoğu için tabela veya “turistik nokta” tabelası bekleme; asıl güzellik, günlük hayatın akışı içinde karşına çıkıyor.
En pratik yol Ordu-Giresun Havalimanı’na uçup oradan sahil yolundaki dolmuş veya otobüslerle Bulancak’a geçmek. Giresun’dan da gün içinde sık sık dolmuş kalkıyor.
Sadece kısa bir sahil molası istiyorsan 1–2 gün yeterli. Köyleri, fındık bahçelerini ve Pazarsuyu vadisini de görmek istersen 3–4 gün daha keyifli olur.
Yerel halkın denize girdiği sahil noktaları var, ancak hava, dalga ve akıntı koşulları Karadeniz’de hızlı değişir. Mutlaka yerel tavsiyeleri dinle, uyarı tabelalarına dikkat et.
Evet, özellikle “gerçek hayatı” görmek isteyen aileler için; sahil yürüyüşleri, pazarlar, köy ziyaretleri çocuklar için de öğretici olabilir. Büyük su parkları veya resort tarzı eğlenceler yok, daha sakin bir tempo var.
Merkezde yürümek çok kolay; çevre köyler için dolmuşlar kullanılıyor. Çok spesifik köylere gitmek istersen bir günlüğüne araç kiralamak veya taksiyle anlaşmak işini kolaylaştırır.
Klasik anlamda yoğun gece kulübü hayatı yok. Daha çok sahil boyunca çay bahçeleri, kafeler ve sohbetlerin uzadığı arkadaş buluşmaları düşün.
Bulancak ilçesi hem sahil tarafında mahallelerden hem de iç kısımlarda köylerden oluşuyor. Aşağıda tüm mahalle ve köyleri, kısa tanımlarla birlikte bulabilirsin: