Saray için hazırlanan Almanca ve Türkçe şarkılar – Van’dan Özalp üzerinden Saray’a giden yolda, Kapıköy’e doğru uzanan uzun hatlarda ve akşam serinliğinde içilen bir bardak çay eşliğinde dinlemek için ideal.
Alman modern schlager tarzında, Saray’ı yüksek yaylalar, Kapıköy yolu ve doğunun sakin ama güçlü atmosferiyle anlatan duygulu bir parça.
Modern Türkçe schlager tadında, Saray’ı Van’ın doğusunda, yaylalar ile İran sınırı arasında sessiz bir mola noktası olarak anlatan gezi ruhlu şarkı.
„Saray, Van’ın doğusunda sınırın kalbi,
yollar uzun, geceler yıldız dolu sakin.
Saray, yorgun ruhlara küçük bir durak gibi,
dillerde dolaşsın Türkiye regional nokta com ile birlikte.“
İpucu: Yola çıkmadan hemen önce şarkıyı başlat – Saray ve çevresindeki yayla manzarasına ilk bakış için ruh hali tam yerini buluyor.
Saray’ın karakteri: yüksek yaylalar, sakin köyler, uzun yollar ve İran’a uzanan sınırın sessiz kalbi.
Yüksek yayla Sınır & geçiş yolları Kırsal yaşam İran sınırı
Saray, klasik tatil merkezi değil; Türkiye’nin doğu köşesini, haritanın kenarlarını ve sakin yayla manzaralarını seven gezginler için özel bir durak.
Van’dan Özalp yönüne çıkarak Saray’a doğru ilerlediğinde, birkaç kilometre sonra gerçekten ülkenin kenarına doğru gittiğini hissedersin. Yol, uzun çizgiler halinde yaylaların içinden uzanır; farklı plakalı kamyonlar Kapıköy sınır kapısına doğru ağır ağır tırmanır ve bir anda ufukta Saray belirir – sakin, gösterişsiz ama tam da bu yüzden merak uyandıran bir ilçe.
Yaklaşık 19–20 bin kişinin yaşadığı, 870 kilometrekareyi aşan yüzölçüme sahip Saray, ilk bakışta boş gibi görünebilir. Mahalleler arasında mesafeler uzundur; ancak her yerde günlük yaşamın küçük izleri vardır: yol kenarında küçük marketler, soba kokusuyla ısınan çay ocakları, tarlaların arasında çalışan traktörler. İlçenin 2.000 metreyi aşan yükseltisi, özellikle ilkbaharda hâlâ kar tutan yamaçlarda kendini gösterir.
Tarih boyunca Saray, daha büyük idari yapıların parçası olmuş; Mahmudiye ve Kazımpaşa gibi isimlerle anılmış, kimi dönemlerde Özalp’e bağlı kalmış ve 1990’da tekrar bağımsız ilçe statüsünü kazanmıştır. Bölgenin geçmişi; Eyyubilerden Moğollara, Karakoyunlulardan Akkoyunlulara ve Safevilerden Osmanlılara uzanan, neredeyse tüm Yakın Doğu tarihine dokunan bir hikâyedir. Bugünün köylerinde ise ağırlıklı olarak tarım, hayvancılık ve sınırın gölgesinde süren gündelik hayat anlatılır.
İlçenin en belirgin özelliklerinden biri İran’a yakınlığıdır. Modern hâle getirilen Kapıköy sınır kapısından insanlar, mallar ve hikâyeler sürekli gelip gider. Çay ocaklarında Türkçe, Kürtçe ve zaman zaman Farsça kelimeler birbirine karışır; hava hem kozmopolit hem de son derece mütevazıdır. Birçok aile sınırın öte tarafında akrabaya sahiptir ya da geçmişte İran’da çalışmış, alışveriş yapmıştır.
Coğrafi olarak Saray; geniş düzlükler, hafif yükselen yamaçlar ve İran sınırını oluşturan dağların karışımından oluşur. Kotur Çayı ilçeyi boydan boya kateder, vadiyi şekillendirir ve doğuya doğru sınırın ötesine akar. Yaz aylarında tarlaların üzerinde titreşen sıcak hava, kışın yerini kalın kar tabakalarına bırakır; o zaman Saray, bembeyaz bir sahneye dönüşür.
Depremler tüm Doğu Anadolu’da olduğu gibi Saray’ın da gerçeğidir. Geçmişte yaşanan sarsıntılar birçok yapıyı etkilemiş, köylerin dayanışma duygusunu güçlendirmiştir. Bugün hâlâ pek çok ev birkaç kez onarımdan geçmiştir; buna rağmen atmosfer sıcaktır. Misafir, genellikle merakla ama samimiyetle karşılanır – bir “Hoş geldin” çoğu zaman ince belli bir çay bardağıyla birlikte gelir.
Gezgin olarak Saray’ı klasik bir “gezilecek yerler” listesiyle değerlendirmemek gerekir. Asıl güzellik yolda ve ayrıntılardadır: Kapıköy’e doğru uzanan raylar ve kamyonlar, köy kahvesinde içilen çay, muhtarın anlattığı küçük hikâyeler, uzakta beliren İran dağları… Saray, dikkatle bakan ve dinleyen gezginler için, haritanın ucunda bekleyen gerçek bir deneyimdir.
Biraz daha zaman ayırdığında, farklı yüzler ortaya çıkar: Baltepe ve Örenburç gibi yayla köylerinden açılan geniş manzaralar, küçük göletler ve barajlar, köylerin üzerindeki eski kalıntılar ve tarlaların kenarına kurulmuş mütevazı camiler. Manzaranın sertliği ile insanların sıcaklığı arasındaki zıtlık, Saray’ı akılda kalıcı yapan en önemli hislerden biridir.
Saray’ın kültürü, büyük ölçüde Kürt ve Türk geleneklerinin iç içe geçtiği bir yapı gösterir. En renkli anlar genellikle düğünlerde, dini bayramlarda ve köy şenliklerinde yaşanır. Davul-zurna sesleri, köy meydanında sıralanan sandalyeler, çocukların koşuşturan adımları bu anların değişmez parçasıdır.
Çay ocaklarında konuşulan konular; hava durumu, sınır hareketliliği, tarla işleri ve tabii ki futbolun son haftasıdır. Misafir olarak saygılı şekilde oturur, dinler ve birkaç kelime Türkçe veya Kürtçe denersen, sohbet kendiliğinden açılır. Burada “turist”ten çok “misafir” olursun.
Bahar aylarında kutlanan Newroz, yılın önemli dönemeçlerinden biridir. Ateşler yakılır, halaylar çekilir, uzun kışın ardından yeni bir başlangıcın coşkusu hissedilir. Eğer denk gelirsen, davet alırsan arka planda ve saygılı bir mesafede durarak bu atmosferi deneyimleyebilirsin.
Saray, büyük adrenalin aktivitelerinin değil; yavaş ritimli, gözlem odaklı gezilerin adresi. Uzun yayla yollarında araba ile gezinmek, arada durup fotoğraf çekmek, küçük köylere uğrayıp çay içmek en iyi programlardan biridir.
Kapıköy sınır kapısına doğru yapılan yolculuk, manzara olarak oldukça etkileyicidir: raylar, yol, kamyonlar ve uzakta uzanan dağ siluetleri aynı kadraja girer. Yol üzerinde, köprülerin ve camilerin olduğu noktalarda kısa mola verip manzarayı seyredebilirsin.
Kış aylarında, gerekli ekipmanla kısa kar yürüyüşleri; yazın ise dere kenarlarında piknik ve gölgede dinlenme günü planlanabilir. Bölge seyrek nüfuslu olduğu için, yanına her zaman yeterli su, atıştırmalık ve sıcak-soğuk hava için uygun kıyafet almak önemlidir.
1 günlük rota: Van – Özalp – Saray – Kapıköy
Sabah Van’dan çık, Özalp üzerinden Saray’a gel ve ilçe merkezinde kısa bir çay molası ver. Ardından Kapıköy yönüne doğru devam et; yol boyunca köylere kısa sapaklar yaparak manzaranın tadını çıkar. Akşamüstü Saray üzerinden Van’a geri dönebilirsin.
2 günlük yayla turu:
1. gün: Van – Özalp – Saray güzergâhında ilerleyip Örenburç ve Baltepe tarafındaki yükseklere çık. Gün batımını izleyebileceğin bir noktada dur; geceyi Van ya da Özalp’te geçir. 2. gün: Küçük gölet ve barajlara, dere kenarlarına uğrayarak geniş bir halka çizip yeniden Van’a dön.
Transit geçişe küçük dokunuş:
İran’a kara yoluyla devam ediyorsan, Saray’ı sadece “yoldaki bir isim” olarak geçme. İlçe merkezinde 2–3 saatlik plan yap; yemek ye, çay iç, biraz sokaklarda dolaş – sınır yolculuğun daha akılda kalır.
Saray, ekonomik olarak kırılgan ve kırsal bir bölge. Burada sürdürülebilir gezi demek; küçük işletmeleri desteklemek, doğaya saygı göstermek ve yerel yaşam ritmine uyum sağlamak demektir.
Yalnızca büyük tesislerde durmak yerine, ilçe merkezindeki bakkallardan, fırınlardan, lokantalardan alışveriş yap. Yol kenarında piknik yaparsan, çöpünü mutlaka yanında götür. Özellikle sınır hattına yakın yerlerde dron uçururken insanları ve güvenlik bölgelerini rahatsız etmemeye dikkat et.
Fotoğraf çekerken insanlardan izin istemek, özellikle çocukları görüntülerken hassas davranmak önemli. Bu yaklaşım, Saray’da misafire duyulan güveni uzun vadede korur.
Saray, Türkiye’nin bilinen yüzünü çoktan görmüş, şimdi de “haritanın kenarlarını” keşfetmek isteyen gezginler için biçilmiş bir durak. Uzun yolları, sessiz manzaraları ve gerçek köy hayatını sevenler burada aradığını bulur.
Karavan ve motosikletle dolaşanlar için de ilçe ayrı bir cazibe taşır: sınır kapısı, raylar, kamyon hareketliliği ve yayla yolları aynı hikâyenin parçalarıdır. Tren ve yol tutkunları, Kapıköy çevresinden geçen yük trenlerini izlemekten büyük keyif alır.
Aileler için Saray, daha çok Doğu Anadolu turunun kısa ama etkili bir durağı olabilir. Çocuklar; hayvanları, traktörleri ve geniş boş alanları görmekten hoşlanırken, şehirden gelenler için burası bambaşka bir Türkiye penceresi açar.
Saray mutfağı; güçlü, sade ve doyurucu. Sabahları çoğu zaman sıcak ekmek, Van usulü otlu peynir, yumurta, zeytin ve çayla başlayan kahvaltılar seni karşılar. İlçede gezerken küçük lokantalarda ev yemekleri bulmak mümkün.
Öğlen ve akşam sofralarında çorbalar, etli yemekler, bulgur ve pilav başrolde. Pek çok evde hâlâ odun sobası veya geleneksel ocak kullanılır; bu da yemeklere ayrı bir koku ve lezzet katar. Köylerde misafir olursan, en güzel “restoran deneyimini” muhtemelen orada yaşarsın.
turkeyregional.com’da Saray ve Van mutfağına ait özgün tarifleri, hikâyeleriyle birlikte yavaş yavaş ekliyoruz – kaybolmaya yüz tutmuş yayla yemekleri ve ev usulü tencere lezzetleriyle tanışmaya hazır ol.
Saray’ın doğası hem sert, hem de şiirsel. Yayla düzlükleri, kademeli yükselen yamaçlar, küçük gölet ve barajlar, uzakta parlayan zirveler… Özellikle Baltepe, Örenburç ve Kazlıgöl çevresi, geniş panoramik manzaralar sunar.
Bahar aylarında her yer kısa süreliğine canlı yeşile bürünür; yazın sarı ve toprak tonları öne çıkar. Dere kenarlarında kuş sesleri ve rüzgârın tarla üzerindeki uğultusu, Saray’a has bir fon müziği gibi hissedilir.
Saray’da çok büyük, ulusal çapta festivaller bekleme; burada asıl renk köy düğünlerinde, dini bayramların sabah namazında, mahalle aralarındaki küçük kutlamalarda saklıdır. Sokakların bir anda halay alanına dönüşmesi hiç de sürpriz değildir.
Bazı yıllarda düzenlenen yerel kültür veya spor günlerinde; halk oyunları ekiplerini, amatör takımların maçlarını ve çevre köylerden gelen satıcıları görebilirsin. Tarihler sık değiştiği için en güncel bilgiyi kaymakamlık, belediye veya ilçe merkezindeki esnaftan almak en doğrusudur.
İlk dönemler: Van havzası gibi Saray çevresi de yüzyıllardır yerleşim görür. Eyyubiler, Moğollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler gibi pek çok güç bu bölgeden geçti; sarp dağlar ve sınır hattı, tarih boyunca stratejik önem taşıdı.
Osmanlı dönemi: 16. yüzyılın başında Çaldıran Savaşı’nın ardından bölgenin kontrolü Osmanlı İmparatorluğu’na geçti. Saray, o dönemde büyük idari yapılara bağlı, ancak sınır konumu sebebiyle dikkatle takip edilen bir kenar bölgeydi.
İdari değişimler: Mahmudiye ve Saray adlarıyla kimi zaman müstakil, kimi zaman Özalp’e bağlı bir bucak olarak yönetilen ilçe, 20. yüzyıl boyunca birkaç kez statü değiştirdi. 1948’de idari merkez Özalp’e taşındı; 1990’da ise Saray tekrar bağımsız ilçe oldu.
Yakın tarih: Savaşlar, sınır hareketliliği ve depremler, bölgenin kaderine damga vurdu. Günümüzde Saray, modernize edilen Kapıköy sınır kapısı ile Türkiye ve İran arasında önemli bir geçiş noktası; aynı zamanda yol üstünde kısa ama unutulmaz molalar sunan bir durak.
Bazı köylerde anlatılan bir efsane, gece geç saatlerde sürüsünü sınır tarafına doğru götüren bir çobanla başlar. Çoban, dinlenmek için büyük bir kayanın üzerine oturur, hafif rüzgâr eşliğinde uykuya dalar. Sabah uyandığında ise altında kocaman kaya değil, sadece avucuna sığacak kadar küçük bir çakıl taşı bulur.
Yaşlılar, bu hikâyeyi şöyle yorumlar: “Sınır toprağında uyurken kendini emniyete almayan, ayağının altındaki taşı kaybedebilir.” Kaya, güvenliğin ve yerini bilmenin sembolüdür; onu önemsemezsen, sabah uyandığında her şeyin yer değiştirmiş olabileceğini hatırlatır.
Bugün bu efsane, çocuklara sınır bölgesinin ciddiyetini ve dikkatli olmanın önemini anlatmak için kullanılır. Aynı zamanda, Saray’ın sürekli hareket hâlindeki dünyasında hiçbir şeyin tamamen sabit olmadığını hisseden gezginlere de küçük bir mesaj gibidir.
Bir başka söylenceye göre, Saray çevresindeki bazı eski kalelerin duvarları, ay ışığının parlak olduğu gecelerde fısıltılarla dolar. O tepelere oturup geceyi dinlersen, geçmişten kalan kervanların, askerlerin ve tüccarların seslerini duyabileceğin söylenir.
Bir de “sınır ışığı” hikâyesi vardır. Buna göre, yolunu kaybeden veya içinde kararsızlık taşıyan gezginlere tarlaların üzerinde küçük, belli belirsiz bir ışık görünür. O ışığı takip edenler, sabaha kadar dolanmadan tekrar yola kavuşur; görmezden gelenler ise sabahın ilk ışıklarına kadar aynı yerde döner durur.
İnan ya da inanma; bu tür hikâyeler, Saray’ın yalın yayla manzarasına görünmeyen bir katman ekler. Gece yıldızların altında durup ufka baktığında, bu sessiz coğrafyanın aslında ne kadar çok hikâye taşıdığını hissedersin.
Saray’da tipik bir yüksek yayla iklimi hakimdir: kışlar uzun ve soğuk, yazlar kısa ama gündüzleri sıcak, geceleri serindir. Kış aylarında kar yağışı yolları zorlayabilir; özellikle geceleri ve yüksek kesimlerde dikkatli olmak gerekir.
Gezginler için en keyifli dönem genellikle Mayıs–Eylül arasıdır. Mayıs ve Haziran’da doğa daha canlı ve yeşildir; yaz ortasında sıcak günlere rağmen akşam esintisi ferahlık getirir. Sonbaharda tarlalar altın rengine döner, gökyüzü daha net ve berrak görünür.
Baltepe çevresinde kısa yürüyüş: Baltepe’nin yukarı kısımlarına doğru yapacağın hafif tırmanışlar, etrafındaki köyleri ve tarlaları kuşbakışı görmeni sağlar. Özellikle gün batımında manzara etkileyicidir.
Kotur Çayı kıyısı: Erişimi kolay bir dere kenarı bulup suyun sesi eşliğinde kısa yürüyüşler yapabilirsin. Mevsime göre değişen su seviyesi ve çevredeki bitki örtüsü, rota boyunca küçük sürprizler sunar.
Taş Kapı / Mehir Kapı: Kayalık yapıların arasındaki patikalarda dikkatli bir şekilde dolaşarak bölgeyi keşfedebilirsin. Her zaman hava durumunu ve zemini kontrol et, dik yamaçlara fazla yaklaşmaktan kaçın.
Saray, çoğunlukla toprak yolların ve engebeli sokakların bulunduğu kırsal bir ilçe. Bu nedenle tekerlekli sandalye kullananlar veya hareket kısıtlılığı olan gezginler için, merkez dışındaki bölgeler zaman zaman zorlayıcı olabilir.
İlçe merkezinde bazı kaldırımlar ve resmi binalar nispeten daha iyi zemin sunar; ancak yine de yüksek kaldırımlar veya düzensiz taş döşemelerle karşılaşmak mümkündür. Araçla seyahat edenler için, manzara noktalarına kadar yaklaşmak ve kısa mesafeler yürümek çoğu zaman yeterlidir.
Saray’da tam anlamıyla erişilebilir altyapı henüz gelişme aşamasında. Eğer tekerlekli sandalye, baston veya benzeri yardımcılarla seyahat ediyorsan, konaklayacağın yerin girişinin mümkün olduğunca düz olmasına dikkat et ve önceden telefonla bilgi al.
Hastane, bazı kamu kurumları ve eczaneler genellikle rampa veya geniş giriş sunar; yine de kapı eşikleri ve dik eğimler gibi küçük engellerle karşılaşılabilir. Köylere veya doğal alanlara yapılan gezilerde yanındaki kişilerin desteği çoğu zaman gereklidir.
“Yardım eder misiniz?” gibi basit Türkçe cümleleri bilmek işini kolaylaştırır. Bölgedeki insanlar genelde çok yardımseverdir, ancak her yer teknik olarak hazır olmayabilir. Bu yüzden planlamayı esnek tutmak iyi bir fikirdir.
Baltepe tepeleri: Köyün üst kısımlarından, tarlalar ve diğer mahalleler geniş bir açıyla kadraja girer. Özellikle akşamüstü ışığında harika kareler yakalanır.
Kapıköy yolu: Sınır kapısına giden ana güzergâh üzerinde, raylar ve karayolu aynı manzarada buluşur. Askeri ve güvenlik alanlarından uzak durarak, güvenli mesafeden çekilen fotoğraflar çok etkileyici olabilir.
Taş Kapı (Mehir Kapı): Kayalık dar geçitler, gölgeli yüzeyler ve karşıdan gelen yol manzarası, özellikle gün batımında fotoğrafçılar için güzel bir atmosfer sunar.
Saray’da temel sağlık hizmeti sunan hastane ya da sağlık merkezi ve eczaneler bulunur. Daha ileri tetkik veya müdahale gerektiğinde genellikle Van’a sevk edilir.
Türkiye’de tek numaralı acil çağrı hattı 112’dir. Telefonunda kayıtlı tut ve konumunu mümkün olduğunca net tarif etmeye çalış.
Yüksek rakım ve uzun mesafeler nedeniyle yanına her zaman su, küçük bir ilk yardım kiti ve hava değişikliklerine uygun kıyafet almak iyi bir önlemdir. Yaz akşamlarının bile serin olabileceğini unutma.
Saray’da küçük marketler, fırınlar, tekstil ve günlük ihtiyaç ürünleri satan dükkânlar bulabilirsin. Haftanın belirli günlerinde kurulan pazarlarda taze sebze-meyve, peynir, bakliyat ve kırsal yaşamın diğer ürünleri satılır.
Standart uyarı: Türkiye’de dükkân ve lokanta önlerinde müşteriyle sıcak iletişim kurmak yaygındır; “Buyur gel, bir çay iç” davetleri normaldir. Ancak ısrarcı, baskıcı ve rahatsız edici bir dil kullanılıyorsa, bu genellikle turist avcılığıdır. Gülümseyerek ama net bir şekilde “Teşekkürler, istemiyorum” diyerek uzaklaşman yeterlidir; tartışmaya girme.
Kış aylarında yol kenarlarında biriken kar yığınları öyle yükselebilir ki, araçlar adeta beyaz koridorların içinden ilerliyormuş gibi görünür. Bu manzara, fotoğraf makinesini eline aldıracak kadar etkileyici olabilir.
Sınır kapısına yakın bölgelerde kamyon şoförlerinin kendi aralarında kurdukları küçük “dünya” da dikkat çekicidir: piknik tüpleri, termoslar, katlanır sandalyeler ve yol hikâyeleri… Sanki geçici bir kasaba gibi bir süre var olup sonra tekrar dağılır.
Saray, gezginler için güvenli mi?
Saray, genel olarak sakin ve kırsal bir ilçe. Sınır bölgesi olduğu için güvenlik güçleri ve kontroller normaldir. Resmi uyarılara uyar, askeri alanları fotoğraflamaz ve saygılı davranırsan, rahatça gezebilirsin.
Saray’a nasıl gidilir?
Saray’a en kolay ulaşım, Van’dan kalkan araçlarla Özalp üzerinden karayolu ile. Van–Saray arası yaklaşık 80 kilometre; yol asfalt ve genel olarak iyi durumda, kışın kar ve buz sebebiyle dikkat gerektirir.
Sınır nedeniyle ekstra belge gerekir mi?
Sadece Saray’da bulunmak için, Türkiye’ye normal giriş prosedürlerin yeterli. İran’a geçiş yapmak istersen, vize ve gümrük kuralları için resmi kaynaklardan güncel bilgi alman gerekir.
Saray, sınırı geçmeden de görülmeye değer mi?
Evet. Saray, gerçek kırsal yaşamı, yayla manzaralarını ve sınırın kendine has atmosferini hissetmek isteyenler için ilginç bir durak. Sınırı geçmesen bile, yolculuğuna farklı bir renk katarsın.
Çocuklarla Saray’a gelmek mantıklı mı?
Doğu Anadolu turunda kısa bir durak olarak düşünüldüğünde evet. Çocuklar, hayvanları, traktörleri ve farklı bir yaşam şeklini görmeyi ilginç bulabilir; ancak mesafeler uzun, parklar ve oyun alanları genelde sade olduğundan iyi plan yapmak önemli.
Saray (ilçe merkezi): Kaymakamlık, resmi kurumlar, çarşı ve çay ocaklarının bulunduğu, ilçenin kalbinin attığı merkez.
Örenburç: Geniş manzaralar sunan, çevresindeki tepeler ve tarım alanlarıyla öne çıkan büyükçe bir köy.
Bakışık: Tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu, tipik yayla köyü havası taşıyan yerleşim.
Beyarslan: Geleneksel yerleşim dokusu, sakin sokakları ve kırsal gündelik yaşamıyla dikkat çeken bir köy.
Baltepe: Yüksek konumuyla panoramik görüş sağlayan, özellikle gün batımında etkileyici manzara sunan köy.
Kapıköy: Sınır kapısına yakınlığı ile bilinen, geçiş hareketliliğinin günlük hayata karıştığı bir yerleşim.
Atatürk Mahallesi: İlçe merkezine yakın, idari birimlerin ve esnafın yoğunlaştığı, günlük hareketliliğin en çok hissedildiği mahalle.
Bakışık Mahallesi: Tarım ve hayvancılığın öne çıktığı, tarlalarla çevrili köy yerleşimi.
Baltepe Mahallesi: Yüksek rakımı ve geniş bakış açısı ile, manzara meraklıları için özel bir konuma sahip köy.
Beyarslan Mahallesi: Geleneksel evler ve sakin sokaklarıyla kırsal yaşamı yakından hissedebileceğin bir mahalle.
Çakmakköy Mahallesi: Evlerin tarlalar arasında dağıldığı, açık alanların hakim olduğu tarım yerleşimi.
Çartak Mahallesi: Köy yaşamının cami ve küçük dükkânlar etrafında şekillendiği, derli toplu bir yerleşim.
Çaybağı Mahallesi: Su kaynaklarına ve tarım alanlarına yakın konumuyla, özellikle bahar aylarında canlanan bir mahalle.
Değirmigöl Mahallesi: Su ve sulak alanlara yakınlığı sayesinde verimli tarlalarıyla bilinen yerleşim.
Dolutaş Mahallesi: Sert kış koşulları ve geniş otlaklarla çevrili, tipik bir yayla köyü.
Feritmelen Mahallesi: Farklı işlevlerin bir araya geldiği, konut ve hizmet alanlarının iç içe geçtiği mahalle.
Kapıköy Mahallesi: Sınır kapısına yakınlığı nedeniyle hem geçiş hem ticaret hareketliliğini hissedebileceğin bir nokta.
Karahisar Mahallesi: Yüksekçe bir noktaya kurulmuş, çevreye hâkim manzara sunan köy.
Kargalı Mahallesi: Tarihi açıdan da adı geçen, bugün sakin ve kırsal bir yerleşim olarak varlığını sürdüren mahalle.
Kazımpaşa Mahallesi: İlçe merkezine yakın, hizmetlere erişimin görece kolay olduğu yerleşim birimi.
Kazlıgöl Mahallesi: Sulak alanlara ve küçük su birikintilerine yakın, özellikle yaz akşamlarında ferah bir ortam sunan mah alle.
Keçikayası Mahallesi: Kaya oluşumları ve çevresindeki otlak alanlarla dikkat çeken, yayla hissinin güçlü olduğu köy.
Kekikdüzü Mahallesi: Adından da anlaşılacağı gibi, düzlük ve tarım alanlarıyla çevrili sakin bir mahalle.
Kepir Mahallesi: Hafif dalgalı arazisiyle, kısa yürüyüşler için uygun doğal bir çevre sunan yerleşim.
Koçbaşı Mahallesi: Geniş meralar ve dağınık yerleşim yapısıyla tipik bir yayla köyü atmosferi taşır.
Kurucan Mahallesi: Tarla işleri ve hayvancılığın günlük yaşamı şekillendirdiği, sessiz ve sakin bir mahalle.
Mahmudiye Mahallesi: Bölgenin tarihsel adlarını hatırlatan, bugünkü haliyle sade bir köy yerleşimi.
Örenburç Mahallesi: İlçenin en büyük köylerinden biri; hareketli gündelik hayatı ve geniş manzaralarıyla öne çıkar.
Sırımlı Mahallesi: Tarım arazileri ve açık alanların yoğun olduğu, kırsal üretime dayalı bir mahalle.
Turanköy Mahallesi: Köy meydanının sosyal hayatın kalbi olduğu, klasik Doğu Anadolu köy dokusuna sahip yerleşim.
Yamanyurt Mahallesi: Gece olduğunda yıldızlarla dolu gökyüzü ve sessizliği ile akılda kalan bir yayla köyü.
Yeşilağaç Mahallesi: Ağaçlar ve küçük bahçelerle süslü, yaz aylarında gölgelik alanlarıyla serinlik sağlayan mahalle.
Zincirkıran Mahallesi: Hafif yükselti üzerinde yer alan, Saray ovasına bakan geniş manzaralar sunan yerleşim.